Scott Pilgrim 4: Scott Pilgrim Kafasını Toparlıyor

“Çekici, komik, seksi ve yaratıcı güçle dolu, hikâye anlatma sevgisiyle yoğrulmuş.” – Comic Book Galaxy

Yaz mevsimi geldi ama kim rahatlayabilir ki? Scott’ın Ramona Flowers ile olan ilişkisi her zamankinden daha tatlı, ancak kızlarla ilgili sorunları devam ediyor; yedi kötü eski erkek arkadaş hâlâ onu öldürmek istiyor ve en kötüsü, şimdi Ramona ondan bir iş bulmasını istiyor! Tekmeler, yumruklar, Rock’n Roll, altuzay, yarı ninjalar, deneyim puanları, samuray kılıçları, kızsal aksiyonlar ve iş bulma çabalarının gülünç denemeleri, Scott Pilgrim’in her şeyi yoluna koymasının önündeki engeller!

Çevirmen: Alican Saygı Ortanca

Eve Bak, Melek

20. YÜZYILIN EN ÖNEMLİ ROMANLARINDAN EVE BAK, MELEK
İLK KEZ TÜRKÇEDE!

“1949’da, on altı yaşımdayken, Thomas Wolfe’u keşfettim. O, 1938’de otuz sekiz yaşında hayata veda etmişti ve benim dışımda pek çok genci de edebiyatın sadık birer takipçisi hâline getirmişti. Wolfe’un dünyasında her şey kahramanca büyütülmüş, ölçüsüzdü. Kahramanlarının yalnızlığı, benmerkezciliği ve taşkın bilinci, sonsuz bir şekilde sürdürülen ağıt niteliğindeki lirik üsluba dönüşüyordu; bu üslup, epik bir varoluşa –epik bir Amerikan varoluşuna– duyulan ham bir özlemle besleniyordu.” — PHILIP ROTH

Yirminci yüzyıl Amerikan edebiyatının en güçlü kalemlerinden biri olan Thomas Wolfe, derin gözlem gücü ve lirik anlatımıyla edebiyatta kendine özgü bir yer edinmiştir. Otobiyografik izler taşıyan eserleri, geniş bir zaman ve mekân algısıyla bireyin içsel yolculuğunu epik bir dille işler. William Faulkner ve F. Scott Fitzgerald gibi çağdaşlarıyla birlikte Amerikan romanına yeni bir soluk getiren Wolfe, Eve Bak, Melek ile edebiyatta ölümsüzleşmiştir.

Bu yarı otobiyografik roman, hayalleriyle gerçekler arasında sıkışan Eugene Gant’ın büyüme hikâyesini anlatır. Küçük bir güney kasabasında doğan Eugene, ailesinin çatışmaları, toplumsal sınırlamalar ve kendi tutkuları arasında kalmıştır. Çocukluk yıllarının melankolisiyle olgunlaşan bu genç adam, büyük bir dünya özlemiyle yanıp tutuşur.

Çevirmen: Hüseyin Aksakal

Fosforlu Cevriye – Özel Baskı (Ciltli)

Güzelliği dillere destan, yeri geldiğinde mangalda kül bırakmayan, gökyüzündeki yıldızlardan düştüğüne inanacak kadar saf bir fahişe Fosforlu. İstanbul’un izbe sokaklarının, yangın yerlerinin, mezarlıkların, surların, Tekfur Sarayı harabelerinin ve bostanların en cazip kızı o. Günün birinde hiç tanımadığı bir adam çıkıyor karşısına. Hastalığında ona bakan, itina eden, ilk kez bir kadın olduğunu hissettiren, onu bir et parçası olarak görmeyen bir adam. Ve birden Cevriye’nin karanlıkta bile parıldayan o fosforlu saçlarının alevi yüreğine sıçrıyor. O artık baştan ayağa ateş, baştan ayağa aşk!

“Bir gece kadınına, bir karanlık kızına bundan daha güzel ve onu daha iyi vasıflandıran bir sıfat bulmaya imkân mı vardı! Güzelliği kadar, ismi de kaldırımlarda meşhurdu.”

Suat Derviş, 1948’de tefrika edilen Fosforlu Cevriye adlı romanında, toplumun dışına itilmiş, “öteki” olarak konumlandırılan bir fahişenin hayatını anlatıyor. İstanbul’un farklı sınıflarından karakterlere yer verdiği ve insan sevgisini temel aldığı bu romanıyla, toplumda var olan ikiyüzlülüğe de ironik yaklaşımıyla dikkat çekiyor.

Türk edebiyatının usta yazarlarından İsmail Güzelsoy’un “Ateşi Okşayan Kadın” başlıklı sunuşuyla…

Fosforlu Cevriye – Özel Baskı

Güzelliği dillere destan, yeri geldiğinde mangalda kül bırakmayan, gökyüzündeki yıldızlardan düştüğüne inanacak kadar saf bir fahişe Fosforlu. İstanbul’un izbe sokaklarının, yangın yerlerinin, mezarlıkların, surların, Tekfur Sarayı harabelerinin ve bostanların en cazip kızı o. Günün birinde hiç tanımadığı bir adam çıkıyor karşısına. Hastalığında ona bakan, itina eden, ilk kez bir kadın olduğunu hissettiren, onu bir et parçası olarak görmeyen bir adam. Ve birden Cevriye’nin karanlıkta bile parıldayan o fosforlu saçlarının alevi yüreğine sıçrıyor. O artık baştan ayağa ateş, baştan ayağa aşk!

“Bir gece kadınına, bir karanlık kızına bundan daha güzel ve onu daha iyi vasıflandıran bir sıfat bulmaya imkân mı vardı! Güzelliği kadar, ismi de kaldırımlarda meşhurdu.”

Suat Derviş, 1948’de tefrika edilen Fosforlu Cevriye adlı romanında, toplumun dışına itilmiş, “öteki” olarak konumlandırılan bir fahişenin hayatını anlatıyor. İstanbul’un farklı sınıflarından karakterlere yer verdiği ve insan sevgisini temel aldığı bu romanıyla, toplumda var olan ikiyüzlülüğe de ironik yaklaşımıyla dikkat çekiyor.

Türk edebiyatının usta yazarlarından İsmail Güzelsoy’un “Ateşi Okşayan Kadın” başlıklı sunuşuyla…

Bata Çıka

Ne seninle ne sensiz…
Devlet yoksa biz neyiz?

Birleşmiş Milletler’in devletlerin lağvedilmesi yönündeki kararı, limandan henüz ayrılmış olan kuru yük gemisi Kabuk’ta bomba etkisi yapar: Düzeni korumak taraftarı Kaptan, göçmen kökenli İkinci Kaptan ile Aşçı Kadın’ı yanına çekmeye çalışırken, özgürlükçü Çarkçıbaşı makine dairesinde, Lostromo ve Yağcı’nın desteğiyle bir tür isyan hazırlığına girişir. Karanlık sularda yol alırken beklenmedik misafirleri de ağırlamak zorunda kalan Kabuk’un kaderi, karşısına çıkan bir destroyerle değişecektir…

Ödüllü yazar ve çevirmen Fuat Sevimay, Bata Çıka’da, dış dünyayla bağlantısı kopmuş bir demir yığınının tekinsiz evreninde dolaşırken hem devletin dümen suyunda evrilen insan doğasını hem de aynı gemide olmanın anlamını sorguluyor.

“Sevgili seyirciler, sizler ne düşünüyorsunuz? Ben bu stüdyoda yıllarca, önüme ne konduysa, devletin bültenlerini okudum. Siz de bu ülkenin vatandaşısınız. Şimdi bizi kim yönetecek? Bir yandan da evet, birisinin yönetmesi gerekiyor mu? Belki de bunları konuşmak gerek.”

HaftaninFilmi.com’dan Filmler

Gösterimdekiler (13. hafta):
Üç Harfliler: Fal (2025) Fleabag (2025) Imagine Dragons: Live from the Hollywood Bowl (2025) Akıllı Tavşan Momo: Büyük Takip (2025) Batur Timi (2025) Tay 3: Endülüs (2025) Ayakçı (2025) Acıya Yer Yok - Novocaine (2025)
Arşivden Seçkiler:
En Süper Kahramanlar - Bling (2016) Creed: Efsanenin Doğuşu - Creed (2016) Dr. Seuss Loraks - Dr. Seuss’ Lorax (2012) Darlin (2021) Borç Harç (2019) Kesişen Hayatlar - Circles (2013)