Michael J. Sullivan, H. G. Wells, Madeline Miller, Garth Ennis ve Arzu Uçar kitapları Raflarda

Kılıçlar Çağı

Michael J. Sullivan’ın Destanlar Çağı ile başlayan epik serisi Kılıçlar Çağı’yla devam ediyor.

İnsanların bugüne dek tanrı sandıkları Fhreylerden ikisi insanların elinde can vermişti. Fhreyler ve insanlar arasındaki yüzyıllardır süregelen denge de böylece bozulmuştu.

Şimdiyse Fhreyler bir baş ağrısı olarak gördükleri insanları ortadan kaldırmak için planlar yaparken, insanların da çok yakın zamana kadar tanrı olarak gördükleri, teknolojik olarak çok gelişmiş ve aynı zamanda Sanat denilen bir büyü yeteneğine sahip bir ırkla savaşa girmekten başka çareleri kalmamıştı.

Birkaç önemli figür bu savaşta önemli rol oynayacaktı: Tanrı Katili olarak bilinen, Dureya halkından hayatta kalan son kişi Raithe, eski reislerinin ölümünden sonra halkının başına geçmiş olan Persephone, genç kâhin Suri ve Fhreyler tarafından Hain olarak yaftalanan büyücü Arion.

Savaş davulları çalınıyor. Kılıçlar Çağı başlamak üzere.

Körler Ülkesi ve Diğer Karanlık Öyküler

Ursula K. Le Guin’in, “Onun yazdıkları edebiyatımızdaki belli başlı, hâlâ keşfetmeye devam ettiğimiz efsanevi eğilimleri belirledi,” diye bahsettiği Herbert George Wells, kaleme aldığı eserlerde ya bir türün ilk örneğini verdi ya da bazı gelenekleri alaşağı ederek ondan sonra gelecek yazarların da besleneceği ihtimaller yaratmayı başardı. Körler Ülkesi ve Diğer Karanlık Öyküler,
H. G. Wells edebiyatının karanlık, tuhaf, sinir bozucu topraklarında dolaşan
bir acayiplikler koleksiyonu.

Korkutmayı beceremeyen hayaletler, çalınan bedenini uzaktan izleyen ruhlar, nereye gitseniz peşinizi bırakmayan güveler, intikamını almadan rahat etmeyecekler, rüyalarında bambaşka bir dünyanın kıyametine tanık olanlar, görmeyi unutanlar, unutmak isteyenler… H. G. Wells’e güvenin ve duvardaki kapıyı aralayın, diğer tarafta gözlerinizi ayıramayacağınız âlemlerle karşılaşacaksınız.

Körlerin ülkesinde tek gözlü adam kral olur mu sahiden?

Akhilleus’un Şarkısı

2012 Orange En İyi Roman Ödülü Kazannı

Tanrılar beni küçük yaşımda sürdüler yuvamdan, itiraz edemedim; çelimsiz,
beceriksiz, silik bir evlattım. Söyleyecek söz bulamadım, alt tarafı bir ölümlüydüm. Yalnız kalmanın, yenik düşmenin nasıl bir şey olduğunu bilirdim sadece. Sen böyle yenikken başkasının iyi talihinin nasıl diken gibi battığını da.
Lakin kader örgüm henüz sonlanmamıştı. Sürgünüm Aristos Achaion’un yanına, güzelliğinin güneşi dibinde diz çökmeye çıkmıştı. Mağlup olmuştum lakin böyle bir güzellik karşısında mağlup olmaktan kim utanır ki? Hikâyelerimizde o en iyimiz, en kahraman, en kuvvetlimiz olarak geçer. Hikâyelerimize göre bunun sebebi damarlarında akan ilahi kandır. Hikâyelerimiz yaşlılar tarafından ateş başlarında anlatılır, kahramanlardan bahseder ama kahramanlar yaşlanmaz hiç.

Vaiz 6 – Güneşte Savaş

Yüce Tanrı cenneti bırakıp gitmişti. Yaratılış’la birleşen Vaiz Jesse Custer, onun manyak sevgilisi Tulip ve alkolik vampir Cassidy, Tanrı’nın peşine düşmüştü fakat onu bulmak, haliyle, çok zordu.

Jesse, onun izini sürmek için kendi kafasının içine girip içindeki varlıkla baş başa bir konuşma yapmak zorunda kalacaktı. Arizona’nın engin gökyüzü altında aldığı halüsinatif madde ise zihnine yapacağı yolculuk için idealdi.

Kâse’nin yeni efendisi olan Herr Star ise Jesse’yi Anıt Vadisi’nde bekleyen tehlikelerden biriydi. Yaklaşan kıyamette dünyayı yönetmek için Amerikan ordusunun silahlı kuvvetleriyle birlikte Jesse’yi sahip olduğu güç için kendi boyunduruğu altına almak isteyen Herr Star tüm gücüyle saldıracaktı; ELİNDEKİ NÜKLEER FÜZELER DAHİL.

Vaiz 7 – Kurtuluş

“Garth Ennis VAİZ’le birlikte Alan Moore, Neil Gaiman gibi efsanelerin arasına katılıyor. Steve Dillon’ın çizimleri de bu macerayı bir üst seviyeye taşıyor. Sinemaya gitmekten çok daha keyifli.” – Kevin Smith

VAİZ’in altıncı ve en sansasyonel ciltlerinden biri olan GÜNEŞTE SAVAŞ’ta vuku bulan korkunç olaylar yüzünden Jesse dostlarından ayrı düşerek kendi yoluna gidecekti. Teksas’taki Salvation adlı kasabaya şerif olarak atanan Jesse orayı âdeta parmağında oynatan, çizgi roman tarihinin en acayip kötü adamlarından biri Odin Quincannon’a karşı mücadeleye girişecekti.

Jesse’nin ayrıca geçmişinden çok önemli bir isimle karşılaştığı KURTULUŞ’ta, içinde yarı melek yarı şeytan barındıran inançsız vaizin kişisel yolculuğuna yakından bakma fırsatı bulacaksınız.

Dış Kapının Mandalı

2015 Yaşar Nabi Nayır Ödülü’nü alan Dış Kapının Mandalı, Arzu Uçar’ın ilk öykü kitabı. Kendini nereye koyacağını bilemeyen ruhların kapı eşiklerinde, pencere kenarlarında gizlendiği, bazen de varlığını ispat için sokaklara döküldüğü öyküler bunlar. Ben olmasam ne değişirdi, sorusunun cevabını ararken kendi duygularına bile yabancı olduğunu fark eden karakterlerle tanışıyoruz. Ve onlarla beraber soruyoruz kendimize: Beni tamamlayacak olanı bulduğumda onu nasıl tanıyacağım?

“Kocaman evrende, bir gezegenin içindeki bir kıtada, o kıtanın içindeki bir ülkede, o ülkenin içindeki bir şehrin sokağında, üçüncü kattaki bir evin yatak odasında, örtüler altında büzülmüş ağlayan minicik bir kadın. Birbirini sarmalayan, iç içe geçmiş oluşumların içinde nokta gibi, küçücük bir varlık. Tepesindeki yıldızlar kadar güzelken artık kimsenin bakıp görmediği, silikleşmiş bir nokta. Yattığı yataktan bir daha kalkamasa yokluğunu kimsenin fark etmeyeceği, hiçbir yeri doldurmayan önemsiz bir iz.”