Cuma Karası

Nana Kwame Adjei-Brenyah, Roxane Gay’in “karanlık, büyüleyici ve mühim” diye tanımladığı ilk kitabıyla Pen/Jean Stein Kitap Ödülü’nü kazandı.
Colson Whitehead tarafından, Ulusal Kitap Vakfı’nın hazırladığı 35 yaş altı
5 yazar listesine seçildi. Cuma Karası’nda “bizimkinden biraz daha kötü bir dünya” yazdığını, “belki bu sayede hep beraber daha iyi bir dünya hayal edebileceğimizi” söyleyen Nana Kwame Adjei-Brenyah bir ülkeyi mahkeme kürsüsüne çıkarıyor ama zalim değil.

Katil beyazları koruyan ve katledilen siyahları vahşete terk eden bir adalet sistemi. Irkçılığın spora dönüştüğü eğlence alanları. Kara Cuma sırasında insanlıktan çıkan kalabalıklar. Yalanın bir kenara atıldığı, kendine güvenin ilaçlarla sağlandığı merhametsiz bir gelecek. Okullarda silahlı saldırılar.
Tekrar tekrar tekrar eden günler.

Adjei-Brenyah’tan Cuma Karası’ndaki öyküler, delirtici gündemin bir acayip yansıması, çoğunluğun azınlığı yok etmek istediği dünyaya karşı öfkeli bir kahkaha.

“Heyecan verici, şaşırtıcı: tuhaf, çılgın, güncel ve komik. Yine de kapitalizmin sapkınlıkları ve kalpsiz sistemlerin içinde kendini göstermekte zorlanan sevgi gibi inatçı insani sorunlarla yüzleşmesinde geleneğe bağlı.”
– George Saunders

“Yaratıcı ve sarsıcı… Zekice. Çok yönlü bir yazar olan Adjei-Brenyah her öyküsüyle mikro evrenler yaratıyor ve beklentilerimizi alaşağı edip dertli hayatların içine çekiyor bizi.” – Bernardine Evaristo

Çevirmen: Taylan Taftaf

Boynuzlar

“Boynuzlar, muazzam bir roman. Ürkütücü, hızlı ve macera dolu.”
– Neil Gaiman

Joe Hill istikrarlı ve her yapıtı modern bir korku klasiği olan nadir yazarlardan biri. Fantastik ve paranormal öğeleri ustalıkla bir araya getirdiği Boynuzlar ise, çağdaş korku edebiyatında bir dönüm noktası.

Ignatius Perrish bir gece önceyi içerek ve korkunç şeyler yaparak geçirmişti. Yeni güne baş ağrısıyla uyandı. Bir de şakaklarından uzamaya başlayan boynuzlarla. Sonradan fark etti ki sıradışı olan tek şey boynuzları değildi: İnsanlar onun yanındayken en karanlık sırlarını, en sapkın fantezilerini tereddüt etmeden anlatıyordu.

Şehirdeki hemen herkes, bir yıl önce öldürülen hayatının aşkı Merrin’in cinayetinden Ig’i sorumlu tutup varlıklı ailesinin onu yargılanmaktan kurtardığına inanıyordu. Ig, dehşet verici yeni görüntüsü ve gücüyle hayatını altüst eden katili bulmaya çalışacaktı. Ama eskisi gibi dürüst biri olarak değil…
içindeki şeytana kulak vererek.

Söz konusu intikamsa, şeytan ayrıntıda gizlidir.

Çevirmen: Zeynep Heyzen Ateş

Yaşlılık

“Proust, Joyce ve Kafka’yla birlikte yirminci yüzyılın dört eşsiz yazarından biri.” – André Aciman

Italo Calvino, Cesare Pavese ve Umberto Eco gibi yazarlarla birlikte İtalya’nın dünya edebiyatına kazandırdığı en önemli yazarlardan sayılan, James Joyce’un en sevdiği yazar ve yakın dostu Italo Svevo Yaşlılık’ta yirminci yüzyıl insanının kıskançlık, ihtiras ve umutsuzluk dolu kendi küçük dünyasını mükemmel biçimde resmediyor.

Kısa süre önce umut vaat eden bir yazarken artık kırklarına yaklaşan, sıkıcı bir masabaşı çalışanı olan Emilio’nun hayatı, genç ve güzel Angiolina’yla tanışınca değişir. Başta gönül eğlendirme gibi başlayan ilişkileri zaman geçtikçe Emilio’nun hayatını altüst edecek, onu arkadaşlarından ve ailesinden uzaklaştıracak umutsuz ve dipsiz bir aşka dönüşecektir.

Yaşlılık, kara komedi ile realizmi kusursuzca buluşturan bir “beceriksiz adam” anlatısı.

Çevirmen: Fuat Sevimay

Sakarmeke

Kuşlar boşuna değil, göğe kanat çırpmak için doğmuşlar. Gök de elbet kuşlar için var. Dalın da suyun da emeği üstlerinde. Hızı ve yükselişi okşaya okşaya büyüten kuşlar, narin ama tılsımlılar. Yeri de yedi kat üstünü de en iyi bilenler, kafese hür kanatlarla giren, dünyayla konuşmayı ilk öğrenenler…

2011 yılında yayımlanan Hayat Apartımanı adlı öykü kitabıyla 2012 Naim Tirali Öykü Ödülü’nü, 2016 yılında yayımlanan Akılsız Sokrates adlı öykü kitabıyla da 2017 Türkan Saylan Sanat Ödülü ve 2017 Orhan Kemal Öykü Ödülü’nü kazanan Fırat Pürselim, adını, göçmeyi unutmuş, denizi mesken bellemiş bir tatlı su kuşundan alan Sakarmeke’de; aidiyet, yuva, uyumsuzluk, göç gibi konuları incelikle ele alıyor.

“Kuşların da içi sıkılır mı anne?”
“Sıkılmaz mı kuzum? Sıkılmasa neden başlarını alıp oraya buraya gitsinler?”
“Geçer mi sonra?”
“Geçer elbet. Hani yükselirler, yükselirler sonra süzülmeye başlarlar ya…
İşte o zaman bil ki ferahlamışlardır.”

Dağıtım Tarihleri: 26.11.2020

HaftaninFilmi.com’dan Filmler

Gösterimdekiler (02. hafta):

Arşivden Seçkiler: