Engelsiz Filmler Festivali

7. ENGELSİZ FİLMLER FESTİVALİ İSTANBUL’DA BAŞLADI!

Bu yıl 7. kez düzenlenen Engelsiz Filmler Festivali dopdolu başladı. Festivalin ilk konukları, Boğaziçi Üniversitesi Sinema Salonu’ndaki (SineBu) gösterimlere katılan Rehber Köpekler Derneği Başkanı Nurdeniz Tunçer, rehber köpek eğitmeni Burcu Bora, “Güvercin” filminin yönetmeni Banu Sıvacı ve “Anons” filminin oyuncuları Tarhan Karagöz, Şencan Güleryüz ve Murat Kılıç oldu.

Daha Fazlasını Oku

“Dali’nin Kadınları”

“Dali’nin Kadınları”
11 Ekim’de Trump Kültür ve Gösteri Merkezi’nde

Ütopik bir evrende geçen, yer ve zaman kavramının kaybolduğu “Dali’nin Kadınları”, 11 Ekim Cuma günü saat 20:30’da Trump Kültür ve Gösteri Merkezi’nde sahneleniyor.
“Dali’nin Kadınları”, her biri ayrı renk olan efsaneler Marilyn Monroe, Virginia Woolf, Edith Piaf ve Frida Kahlo’yu bir araya getiriyor.

Daha Fazlasını Oku

Dostluk Kısa Film Festivali

13-14-15 Aralık 2019 tarihleri arasında yapılacak

2. Uluslararası Dostluk Kısa Film Festivali Yarışma Jürisi Belli Oldu

Uluslararası Dostluk Kısa Film Festivali jürisi bu yıl, yönetmen Reis Çelik başkanlığında, yönetmen Vuslat Saraçoğlu, İranlı yönetmen Nima Javadi, oyuncu Feyyaz Duman ve Bosnalı yönetmen Ado Hasanovic’ten oluşacak.

Daha Fazlasını Oku

“Omar ve Biz” Altın Portakal Film Festivali’nde

Yönetmenliğini Maryna Er Gorbach ve Mehmet Bahadır Er’in yaptığı
“Omar ve Biz” Türkiye’deki ilk gösterimini 56. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde

“Ulusal Uzun Metraj Yarışması”nda yapacak…

Türkiye | Yunanistan sınırında yaşayan emekli komutan İsmet (Cem Bender)’in komşusu Sabri (Menderes Samancılar)’nin hayatını kurtaran iki göçmeni evlerinde misafir etmeye başlaması ile istemediği iki yeni komşusuyla arasındaki derin çatışmalı hikâyeyi anlatıyor.

Daha Fazlasını Oku

İthaki Yayınları’ndan 3 Kitap

Loki’nin Müjdesi

Mythopoeic En İyi Fantastik Roman Ödülü Adayı

Odin’in bir sürü ismi var. Benim de. Ve birazdan okuyacaklarınız benim sırlarımı ortaya çıkaracağı için gelin bu seferlik söze benden başlayalım. Ötekiler olayların kendilerince bir versiyonunu anlatma fırsatı zaten buldular.

Bu naçiz anlatım hakkında bilmeniz gereken ilk şey, ortada gerçek bir başlangıcın olmadığı. Aynı şekilde gerçek bir sonun da; ama elbette her ikisinden de bol bol mevcut. Sonlar, başlangıçlar, kehanetler, destanlar, öyküler, efsaneler ve yalanlar…

Yalan demişken… Yalanların Babası olarak aklınıza benim gelmem doğal. Loki… bu benim. Işık Yaratan, yanlış anlaşılan, kaypak, bu teferruatlı yalanlar silsilesinin yakışıklı ve mütevazı kahramanı. Eserime şüpheyle yaklaşabilirsiniz ama en az resmi versiyon kadar doğru ve hatta bana kalırsa daha eğlenceli. Tarih, şimdiye dek yazıldığı haliyle bana gayet küçük düşürücü bir rol biçti. Sahneye çıkma sırası artık bende.

Loki’nin Müjdesi’nde Joanne M. Harris, tarihin en oyunbaz tanrısının Kaos’un içinden çıkıp nasıl Asgard tanrılarının yanına yerleştiğini, Odin’le nasıl kan kardeşi olduğunu, Thor’un ve diğer İskandinav tanrılarının başına ne tür dertler açtığını ve bunları yaparken aslında ne kadar “masum” olduğunu esprili bir dille, bizzat Loki’nin ağzından anlatıyor. Loki’nin her numarasıyla, Ragnarök bir adım daha yaklaşıyor.

Leibowitz İçin Bir İlahi

Hugo En İyi Roman Ödülü

“DOĞA SİZİ ÖNCEDEN HAZIRLAMADIĞI HİÇBİR ŞEYE MARUZ BIRAKMAZ.”

Walter M. Miller, Jr., sadece bilimkurgunun değil, tüm edebiyat tarihinin en sıradışı yazarlarından biri. Kariyerine bir öykücü olarak başlayan yazar, bir başyapıt olan ilk romanını yayımladıktan sonra yazarlığı bıraktı. Bu ilk roman, yani Leibowitz İçin Bir İlahi ise, pek çoklarınca bilimkurgunun en iyi romanı kabul edilmekle birlikte, kitabın tür içerisinde yazılmış en iyi ilk roman olduğu neredeyse kesin.

Nükleer savaş sonrasında dünyadaki yaşam neredeyse yok olmuştur. Ama nükleer savaşa giden yolda medeniyet halihazırda çökmeye başlamış, cehalet evrensel hale gelmiş ve kitaplar yakılmış, hatta okuma yazma bilenler öldürülmüştür.

Savaştan sağ kurtulan ve bu düzene karşı duran elektrik mühendisi Isaac Edward Leibowitz ise kitapları saklayarak, onları çoğaltarak ve ezberleyerek medeniyeti kurtarmayı amaçlamaktadır. Bu idealizmi sayesinde müritler edinen Leibowitz’in peşinden giden kardeşliği de onun kurtarabildiği bu bilgileri her ne olursa olsun korumaya yemin etmiştir. Bu olay üzerinden geçen yaklaşık 1800 yıllık bir süreçte hem dünya hem de Leibowitz’in mirası büyük değişimler geçirecek ama her şey bir o kadar da aynı kalacaktır.

Hayat Gibi

İğne, kendine bağlı olan ipi bambaşka bir şekille ödüllendirir ve ondan ayrılır. Yağmur, ağzını açmış koca bir canavar gibi onu bekleyen toprağı sert darbelerle kırbaçlar ve onu yeşertir. Ateş, bir zamanlar korkudan kendine secde eden insanları ısıtır ve yaşamalarına olanak sağlar. Kelimeler de mahir bir el onlarla sıra dışı bir öykü evreni kurana dek devasa bir yapbozun dağılmış parçaları gibi durur insan zihninde.
Hayat Gibi, 2015 Ahmet Hamdi Tanpınar Ödülü sahibi olan Ercan Başer’in iğne olup okuru yeniden şekillendiren, yaratıcılığın bereketsizleşen toprağını yağmur gibi yeşerten ve keskin zekânın ateşi ile dilin yaşam alanını genişleten öykülerinden oluşuyor.

“Hep öyle derler ya, bu senin hikâyen; evet diyorsun, benim. Ve şimdiden sonunu merak ediyorsun. Sırf sonu için ne kötü filmler seyrettin, ne kötü kitaplar okudun, ne kötü insanlara katlandın. Şimdi de seni havada bir yerde asılı tutan bu sandalyeden kalkıp gitmiyorsun, çünkü her şeye karşın, bu hikâyenin hiç düşünmediğin gibi biteceğine dair içinde çocukça, belki de aptalca bir umut taşıyorsun.”

Ünlüler Tiyatroda

2019-2020 TİYATRO SEZONUNUN İLK GÜNÜNDE DUAYEN SANATÇI VE YAZARLAR “TATLI KAÇIK” OYUNUNU İZLEDİLER

İBB Şehir Tiyatroları, 2019-2020 tiyatro sezonun ilk haftasında Vahşi Batı, Karıncalar-Bir Savaş Vardı, Amanvermez Avni, Söz Veriyorum, Macbeth, Bizim Aile, Şahane Züğürtler, Saadet Hanım, Tatlı Kaçık oyunlarıyla seyirci karşısına çıktı. İlk gün sahnelenen oyunlarımıza seyircinin yoğun katılımı gerçekleşti. Oyunlarımız 1 Ekim günü vefat eden Devlet Tiyatrosu sanatçısı Tarık Ünlüoğlu için yapılan saygı duruşunun ardından başladı.

Daha Fazlasını Oku

“Bir Baba Hamlet” UNIQ Hall’de

KALASLARDAN DEKOR, HEVESLERDEN OYUN:
“BİR BABA HAMLET”
20 EKİM’DE UNIQ HALL’DE!

Kalaslarından dekor, heveslerinden oyun yapmak üzere yola çıkan ve kendilerine kurban olarak Shakespeare’in başyapıtı “Hamlet”i seçen iki cüretkar oyuncunun eğlenceli hikayesi: “Bir Baba Hamlet”! Şevket Çoruh ve Murat Akkoyunlu’nun birlikte rol aldığı muhteşem komedi oyunu “Bir Baba Hamlet”, 20 Ekim Pazar günü 17.00’de Avrupa Yakası’nda UNIQ Hall’de tiyatroseverlerle buluşacak.

Daha Fazlasını Oku

Küçük Prens

Tilkinin yanına dönüp “Elveda,” dedi…
“Elveda,” diye karşılık verdi tilki. “İşte sana bahsettiğim sır. Oldukça basit: Yalnızca yüreğimizle görebiliriz. Esas olan göze görünmez.”
“Esas olan göze görünmez,” diye yineledi Küçük Prens unutmamak için.
“Gülün için harcadığın zaman, gülünü önemli kılar.”
“Gülüm için harcadığım zaman…” diye yineledi Küçük Prens unutmamak için.
“İnsanlar bu gerçeği unuttular,” dedi tilki. “Ancak sen hep hatırlamalısın.”

Uçağı arızalanınca çöle iniş yapan bir pilotla farklı gezegenleri ziyaret edip yolu sonunda Dünya’ya düşen Küçük Prens’in hikâyesi sizin de yıldızlara bakış açınızı değiştirecek. Siz de gökyüzüne bakın ve kendinize sorun: “Koyun çiçeği yedi mi, yemedi mi?” Her şeyin değiştiğini göreceksiniz…

Aşk ve Ölüm Oyunu

Troyalı Helen ve Paris. Romeo ve Juliet. Leyla ile Mecnun.
Ve şimdi de…
Henry ve Flora.

Yüzyıllardır kimin kazanacağı belli bir Oyun’u sürdüren Aşk ve Ölüm, 1920’lerin yağmurlu Seattle semalarında yeni oyuncuları seçtiklerinde zarların bir kez daha atılma zamanı gelip çattı.

Ölüm, sevdiği herkes parmaklarının arasından kayıp giderken uçmanın ve tıpkı annesi gibi şarkı söylemenin özgürleştirici hissiyle avunan Flora’yı seçti.

Aşk’ın tercihi ise, kendini içinde bulunduğu topluma ait hissedemeyen ve yaratıcı ruhunu müzikle kamçılayan cesur Henry’ydi.

Daha Fazlasını Oku

ORAY

SİNOPSİS Gençlik yıllara suça bulaşan ve hapse giren Oray, “dışarı”da kurduğu yeni hayatta eski alışkanlıklarından uzak durmaya çalışmaktadır. Öfkesini kontrol altına almak ve daha iyi bir insan olmak için İslam’a tutunur. İnancı ve karısı Burcu’ya olan aşkı onun için en önemli şeylerdir. Fakat bir kavga sırasında öfkesine hâkim olamaz ve karısına “boş ol” der. Danıştığı imama göre karısından bir süre uzak kalması gerekmektedir. Bu zorunlu ayrılık Oray’ın hayatta durduğu yeri ve inancını sorgulamasına yol açar. Berlin Film Festivali’nde En İyi İlk Film ödülünü alan Oray’da yönetmen Mehmet Akif Büyükatalay uyum sorunları yaşayan genç bir erkeğin hayata tutunma çabasını gerçekçi bir sinema diliyle anlatıyor ve yılın en parlak keşiflerinden birisi olarak akıllara kazınıyor.

Daha Fazlasını Oku