İthaki Yayınları’ndan 3 Kitap

Loki’nin Müjdesi

Mythopoeic En İyi Fantastik Roman Ödülü Adayı

Odin’in bir sürü ismi var. Benim de. Ve birazdan okuyacaklarınız benim sırlarımı ortaya çıkaracağı için gelin bu seferlik söze benden başlayalım. Ötekiler olayların kendilerince bir versiyonunu anlatma fırsatı zaten buldular.

Bu naçiz anlatım hakkında bilmeniz gereken ilk şey, ortada gerçek bir başlangıcın olmadığı. Aynı şekilde gerçek bir sonun da; ama elbette her ikisinden de bol bol mevcut. Sonlar, başlangıçlar, kehanetler, destanlar, öyküler, efsaneler ve yalanlar…

Yalan demişken… Yalanların Babası olarak aklınıza benim gelmem doğal. Loki… bu benim. Işık Yaratan, yanlış anlaşılan, kaypak, bu teferruatlı yalanlar silsilesinin yakışıklı ve mütevazı kahramanı. Eserime şüpheyle yaklaşabilirsiniz ama en az resmi versiyon kadar doğru ve hatta bana kalırsa daha eğlenceli. Tarih, şimdiye dek yazıldığı haliyle bana gayet küçük düşürücü bir rol biçti. Sahneye çıkma sırası artık bende.

Loki’nin Müjdesi’nde Joanne M. Harris, tarihin en oyunbaz tanrısının Kaos’un içinden çıkıp nasıl Asgard tanrılarının yanına yerleştiğini, Odin’le nasıl kan kardeşi olduğunu, Thor’un ve diğer İskandinav tanrılarının başına ne tür dertler açtığını ve bunları yaparken aslında ne kadar “masum” olduğunu esprili bir dille, bizzat Loki’nin ağzından anlatıyor. Loki’nin her numarasıyla, Ragnarök bir adım daha yaklaşıyor.

Leibowitz İçin Bir İlahi

Hugo En İyi Roman Ödülü

“DOĞA SİZİ ÖNCEDEN HAZIRLAMADIĞI HİÇBİR ŞEYE MARUZ BIRAKMAZ.”

Walter M. Miller, Jr., sadece bilimkurgunun değil, tüm edebiyat tarihinin en sıradışı yazarlarından biri. Kariyerine bir öykücü olarak başlayan yazar, bir başyapıt olan ilk romanını yayımladıktan sonra yazarlığı bıraktı. Bu ilk roman, yani Leibowitz İçin Bir İlahi ise, pek çoklarınca bilimkurgunun en iyi romanı kabul edilmekle birlikte, kitabın tür içerisinde yazılmış en iyi ilk roman olduğu neredeyse kesin.

Nükleer savaş sonrasında dünyadaki yaşam neredeyse yok olmuştur. Ama nükleer savaşa giden yolda medeniyet halihazırda çökmeye başlamış, cehalet evrensel hale gelmiş ve kitaplar yakılmış, hatta okuma yazma bilenler öldürülmüştür.

Savaştan sağ kurtulan ve bu düzene karşı duran elektrik mühendisi Isaac Edward Leibowitz ise kitapları saklayarak, onları çoğaltarak ve ezberleyerek medeniyeti kurtarmayı amaçlamaktadır. Bu idealizmi sayesinde müritler edinen Leibowitz’in peşinden giden kardeşliği de onun kurtarabildiği bu bilgileri her ne olursa olsun korumaya yemin etmiştir. Bu olay üzerinden geçen yaklaşık 1800 yıllık bir süreçte hem dünya hem de Leibowitz’in mirası büyük değişimler geçirecek ama her şey bir o kadar da aynı kalacaktır.

Hayat Gibi

İğne, kendine bağlı olan ipi bambaşka bir şekille ödüllendirir ve ondan ayrılır. Yağmur, ağzını açmış koca bir canavar gibi onu bekleyen toprağı sert darbelerle kırbaçlar ve onu yeşertir. Ateş, bir zamanlar korkudan kendine secde eden insanları ısıtır ve yaşamalarına olanak sağlar. Kelimeler de mahir bir el onlarla sıra dışı bir öykü evreni kurana dek devasa bir yapbozun dağılmış parçaları gibi durur insan zihninde.
Hayat Gibi, 2015 Ahmet Hamdi Tanpınar Ödülü sahibi olan Ercan Başer’in iğne olup okuru yeniden şekillendiren, yaratıcılığın bereketsizleşen toprağını yağmur gibi yeşerten ve keskin zekânın ateşi ile dilin yaşam alanını genişleten öykülerinden oluşuyor.

“Hep öyle derler ya, bu senin hikâyen; evet diyorsun, benim. Ve şimdiden sonunu merak ediyorsun. Sırf sonu için ne kötü filmler seyrettin, ne kötü kitaplar okudun, ne kötü insanlara katlandın. Şimdi de seni havada bir yerde asılı tutan bu sandalyeden kalkıp gitmiyorsun, çünkü her şeye karşın, bu hikâyenin hiç düşünmediğin gibi biteceğine dair içinde çocukça, belki de aptalca bir umut taşıyorsun.”

Küçük Prens

Tilkinin yanına dönüp “Elveda,” dedi…
“Elveda,” diye karşılık verdi tilki. “İşte sana bahsettiğim sır. Oldukça basit: Yalnızca yüreğimizle görebiliriz. Esas olan göze görünmez.”
“Esas olan göze görünmez,” diye yineledi Küçük Prens unutmamak için.
“Gülün için harcadığın zaman, gülünü önemli kılar.”
“Gülüm için harcadığım zaman…” diye yineledi Küçük Prens unutmamak için.
“İnsanlar bu gerçeği unuttular,” dedi tilki. “Ancak sen hep hatırlamalısın.”

Uçağı arızalanınca çöle iniş yapan bir pilotla farklı gezegenleri ziyaret edip yolu sonunda Dünya’ya düşen Küçük Prens’in hikâyesi sizin de yıldızlara bakış açınızı değiştirecek. Siz de gökyüzüne bakın ve kendinize sorun: “Koyun çiçeği yedi mi, yemedi mi?” Her şeyin değiştiğini göreceksiniz…

Aşk ve Ölüm Oyunu

Troyalı Helen ve Paris. Romeo ve Juliet. Leyla ile Mecnun.
Ve şimdi de…
Henry ve Flora.

Yüzyıllardır kimin kazanacağı belli bir Oyun’u sürdüren Aşk ve Ölüm, 1920’lerin yağmurlu Seattle semalarında yeni oyuncuları seçtiklerinde zarların bir kez daha atılma zamanı gelip çattı.

Ölüm, sevdiği herkes parmaklarının arasından kayıp giderken uçmanın ve tıpkı annesi gibi şarkı söylemenin özgürleştirici hissiyle avunan Flora’yı seçti.

Aşk’ın tercihi ise, kendini içinde bulunduğu topluma ait hissedemeyen ve yaratıcı ruhunu müzikle kamçılayan cesur Henry’ydi.

Daha Fazlasını Oku

“İki Yıl Okul Tatili”

OLAĞANÜSTÜ YOLCULUKLAR SERİSİ HIZ KESMEDEN DEVAM EDİYOR!

Bilim kurgunun babası olarak anılan isimlerden Jules Verne romanlarında okurunu Fransa’dan başlayıp diğer Avrupa ülkelerinde, sonra Türkiye dahil Asya, Afrika, Amerika, Avustralya’da, kutuplarda, okyanuslardaki takımadalarda, derken gezegenimizin içinde yolculuğa çıkardıktan sonra Ay’a, daha sonra da Güneş Sistemine gönderir. Jules Verne, Alfa Yayınlarından çıkan Olağanüstü Yolculuklar serisinin 22. kitabı olan İki Yıl Okul Tatili’nde ise okurunu ıssız bir adada eşsiz bir maceraya götürüyor.

Chairman Yatılı Okulunun on dört öğrencisi, yaz tatillerinin altı haftasını bir yat gezisinde geçireceklerdi. Sloughi isimli yatla Yeni Zelenda’nın kıyılarını keşfe çıkıp eğlenmeyi planlıyorlardı. Bütün hazırlıklar yapılmış, yat sefere hazır hale getirilmişti, ertesi sabah yola çıkılacaktı.

Daha Fazlasını Oku

Romanovlar’ın Son Evi

ROMANOVLAR’IN SON EVİ
JOHN BOYNE

Savaşların ve devrimin gölgesinde yeşeren, sürgün bir aşk hikâyesi…

“Rusya’yı çürüyen bir nar gibi düşünmüşümdür hep. Kokuşmuş içini saklayan, dıştan kırmızı ve nefis; ama ikiye bölünce, çekirdekleri ve taneleri kapkara, iğrenç, önüne saçılır. Rusya bana narı hatırlatıyor.”

Dünya çapında milyonlarca okura ulaşan Çizgili Pijamalı Çocuk kitabının yazarı John Boyne’un imzasını taşıyan Romanovlar’ın Son Evi, Rus İmparatorluğu’nun çöküş sürecini ustalıkla işlerken yirminci yüzyılı sarsan büyük toplumsal değişimler karşısında hayatın, duyguların, yuva özleminin ve aşkın etkileyici bir portresini sunuyor.

Daha Fazlasını Oku

Sherlock Holmes’un Vaka Kitabı

SHERLOCK HOLMES SERİSİNİN SON KİTABI ÇIKTI!

Arthur Conan Doyle’ın yarattığı ve polisiye edebiyatta çığır açmış karakterlerden biri olan Sherlock Holmes, müthiş gözlem yeteneği ve zekâsıyla okuyucularını son kez şaşırtıyor. Sherlock Holmes’un Vaka Kitabı Alfa Yayınlarından çıktı.

“Sherlock Holmes’un epey uzun bir meslek hayatı oldu,” diyor Arthur Conan Doyle. Doyle’un yüz yılı aşkın bir süre önce yarattığı Sherlock Holmes serisi, Sherlock Holmes’un Vaka Kitabı ile son buluyor. 1920’lerin karanlık havasını ve kırgın ruhunu yansıtan hikâyelerde Sherlock ve sadık dostu Dr. Watson tutku, intikam, açgözlülük, intihar ve cinayet bilmecelerini aydınlığa kavuşturuyor. Meşhur dedektif, şimdiye dek karşılaştığı en sıradışı

Daha Fazlasını Oku

Kanaldaki Kadın

BİR MODERN POLİSİYE KLASİĞİ “MARTİN BECK” GERİ DÖNDÜ

SERİNİN İLK KİTABI; “KANALDAKİ KADIN”

Modern polisiye edebiyatının mihenk taşlarından olan İsveçli yazarlar Maj Sjöwall ve Per Wahlöö’nün 1960 ve 70’lerde yazdıkları on seriden oluşan Martin Beck efsanesi Ayrıksı Kitap’tan yayımlanmaya başladı.

Kanalda bulunan ve kimliği bilinmeyen bir kadının ölümünü araştıran Komiser Martin Beck, önce kadının kimliğini araştırmakla işe koyulur. Altı ay sonra kimliğini tespit eden Martin Beck için sıra katili bulmaya gelmiştir.

Daha Fazlasını Oku

Havuç Ağacı

Elma, armut değil, en güzeli havuç ağacı!

Hanzade Servi’nin hem gülümsetmeyi hem de hüzünlendirmeyi başaran, film tadında romanı Havuç Ağacı, Tudem Edebiyat etiketiyle raflardaki yerini aldı.
On yaş ve üzeri okurlarını, zamansız ayrılıklarla sınanan kırılgan yaşamların sırlarına ortak eden bu dokunaklı hikâye, kardeş ilişkilerinin önemine değinerek aile olmanın gücünü hissettiriyor.
Tesadüf eseri yolları kesişen bambaşka hayatları olağanüstü incelikli bir kurguyla işleyen Havuç Ağacı, gerçek dünyanın acımasızlığının üstesinden gelebilmek için doğal yaşama dört elle sarılmayı ve düş dünyamızı dört mevsim yeşil tutmayı öğütlüyor.

Daha Fazlasını Oku

Bir Hanımefendinin Ölümü

Peride Celal’in “gerçeğe en çok yaklaştığı” iki uzun öyküsü.

Bir Hanımefendinin Ölümü, her şeyin başlangıcı. Bir intihar. Zengin yaşamın fakir sonu. Hanımefendi’nin çocuklarına karşı meydan okuması, son bir ders… Bir cenaze töreni: “Burjuva zenginlerin acımasızlığının” sergilendiği bir sahne. Aile bireylerinin sırlarının ortaya döküldüğü hesaplaşma ve “pay kavgası” oyunu… Sadece bir oyun mu? Belki de Hanımefendi’nin aşçısından şoförüne kadar tüm aşağıdakilerin zihniyet ve hissiyatının da yukarıdakilere öykündüğü, varoluşsal korkularının depreştiği acımasız gerçekliğin yansısı. Yaşantımızdan vicdanımıza, her şeyimizi belirleyen nedir peki?
Ada insanları ıssızlığına davet eden saklanılacak cennet. Her şeyin yenilgisinin beraberinde getirildiği vaha: Kocaman bir boşluk ve bir iki kuş küçüldükleri enginlikte umut olmaktan başka rolleri olmayan. Yenilgisini görmemek için paletine bakıp duran bir ressamın tuvallerine sığmayan yalnızlığının mekânı. “Pes etmedim, direniyorum,” haykırışı yankılanır durur kafasında.

Daha Fazlasını Oku

Operada Bir Hayalet Var!

Diskdünya’nın 18. kitabı maskelere sığınanların hayatlarına odaklanıyor…

Kült yazar Sör Terry Pratchett’ın kaleme aldığı “Diskdünya” serisinin ilk kez Türkçeye çevrilen yeni kitabı Maskeli Balo, sahne tozu yutanların, gerçeklikten kopanların, maskelere sığınanların ve kendini arayanların öyküsüne odaklanan, teatral olduğu kadar müzikal bir roman.

Dünya çapında 85 milyonun üzerinde satan “Diskdünya” serisinin on sekizinci halkası olan Maskeli Balo, “Cadılar” alt dizisinin de beşinci kitabı.

Andrew Lloyd Webber’in dünyaca ünlü müzikal uyarlaması Operadaki Hayalet’in baş döndürücü bir parodisi olarak da tanımlanabilecek bu kahkaha dolu serüven, dedektiflik romanlarını aratmayan olay örgüsü ve kurgusu ile parmak ısırtıyor.

Daha Fazlasını Oku