Zeynep Göğüş’ün “Işık Ülkesinden” Kitabı Çıktı

Türkiye’nin kimlik meselelerine edebiyat perspektifinden bakış… Dönüşen kimliklerin ve dönüşerek direnenlerin öyküsü…

Rumeli göçmenleri modern Türkiye’nin kuruluş öyküsünün gizli aktörleridir. Gazeteci-yazar Zeynep Göğüş, renkli ve akıcı üslubuyla edebiyat dünyasına adım attığı bu ilk romanında Cumhuriyet Türkiye’sinin makro siyasetinin toplumsal yaşantıya etkilerini bir aile hikâyesi üzerinden anlatıyor. Everest Yayınları’ndan çıkan “Işık Ülkesinden” suyun öte yakasından Türkiye’ye göçen bir ailenin gerek köklerinden kopuşu, gerekse inşa edilen yeni kimlik açısından önemli dönüşümleri barındırıyor.

Göçle başlayan ve Göztepe’deki bir köşkte devam eden hikâyeyi okurken, köşkü ülkenin bir metaforu, aile fertlerini de yeni Türkiye’nin vatandaşları olarak düşünmek mümkün.
Roman; aile içinde yaşanan kuşak çatışmalarını, dinsel aidiyetleri, kahramanlarının kimlik ve psikolojik dönüşümünü derinlikli gözlemlerle ustaca yansıtıyor. Romanın başkahramanı Veli, bütün enerjisiyle sanki yan odadan çıkıp gelecekmişçesine canlı. Rumeli’den İstanbul’a birlikte getirdiği iki eşi, kadın karakterlerin günümüze kadar uzanan yol kavşaklarını işaretliyor.

Yazar bu büyük resmi aktarırken kotarılması zor bir işin altından başarılı bir teknik kullanarak çıkmış. Anlatısını genel ve afaki söylemlere sıkıştırmamış. Roman karakterleri arasında gezinen anlatıcı, her bir kahramanın iç dünyasını, iç çatışmalarını güçlü bir şekilde vererek toplumsal dönüşümün bireyler üzerindeki etkisini okura aksettirmiş.

Geniş bir zaman dilimi içeren bir yapının içinde yer alması gereken çok sayıda olayı, zamandaki sıçramalar ve olaylar arasında atılan kancalar sayesinde okurun kafasını karıştırmadın, savrulmadan kurgulamış.

Romanın sonunda okuru sıra dışı bir sürpriz bekliyor.