Tüm Bilinmeyenleri ile Halil İbrahim Dinçdağ

Eşcinsel hakem olarak ismi duyulan Halil İbrahim Dinçdağ, 29 Aralık 2015 tarihinde TFF’na karşı kazandığı davası ile bir kez daha gündeme oturdu. Cinsel kimliğinin ifşası ile birlikte işsiz kalan, hayatı altüst olan, 2009 yılından beri de insan hakları konusunda örnek bir mücadele sergileyen Dinçdağ, siz değerli okurlarımız için benim sorularımı da yanıtladı.

Aslına bakarsanız konuyla ilgili haber ve söyleşi yapmak için epeyce beklemeyi tercih ettim. Çünkü basının, yazarların yorumlarını, halkın tutumunu özellikle incelemek istedim. Halil İbrahim Dinçdağ davasını yıllardır yakından takip ediyorum ve elimden geldiğince objektif bir değerlendirme yapmaya çalışıyorum. Tüm sorularımı da objektif şekilde hazırladım ve sağolsun Halil Hoca da vakit ayırıp sorularımı yanıtladı. İşte samimi, içten sohbetimiz ve tüm bilinmeyenleri ile Halil İbrahim Dinçdağ…

-Halil hocam, davayı kazandınız. Hayırlı olsun, tebrik ediyorum. Bir durum değerlendirmesi ile başlayalım ister misiniz?

-H.İ.D: Tabii. Daha önce verdiğim tüm röportajlarımda da belirttiğim gibi, TFF’nin dava sonucunda cezaya çarptırılması, haksızlığının tamamen kabul edilmiş olması büyük bir zaferdir. İnsan hakları bakımından, eşcinsel bireylerin hakları bakımından 29 Aralık 2015 tarihi büyük bir dönüm noktasıdır. Bu mücadeleye başladığımda bireysel bir mücadeleydi ve kendi hakkımı arıyordum. Çok geçmeden anladım ki aslında bu bir ‘insanlık’ davası. Hızla artan kamuoyu desteği ile birlikte Gay Hakem davası benim kişisel mücadelem olmaktan çoktan çıkmıştı. Bu yüzden kazandığımız dava sadece benim kişisel zaferim değil, insanlığın zaferidir…

-Hocam dava sonuçlandı, TFF tazminat ödeyecek. Şimdi ne olacak? Gay Hakem davası bitti mi artık?

-H.İ.D: Öncelikle istediğimiz tazminatın altında bir rakam onandığı için temyize gideceğiz. 2009’dan beri çektiğim maddi manevi sefaletin karşılığı bu rakam olamaz. Aslında yaşadıklarımın geri dönüşü, telafisi asla olamaz ama yine de temyize giderek hakkımızı sonuna kadar aramaya devam edeceğiz. Öte yandan Gay Hakem davası az evvel de belirttiğim üzere kişisel bir mücadele olmaktan çoktan çıkmıştı. Bu nedenle bitmesi mümkün değil. Evet, hukuksal anlamda dava bitmiş olsa da manevi anlamı ile dava bitmez. Gerek Türkiye’de gerekse dünya çapında insan hakları, eşcinsel birey hakları ile alakalı her platformda davamız devam edecek.

-Dünya çapında da ses getirdi bu süreç. Bundan da bahseder misiniz?

-H.İ.D: Bir insanın cinsel kimliğinin isteği dışında ifşa edilmesi, bununla birlikte çalışma hakkının elinden alınması, yıllarca emek verdiği işlerden uzaklaştırılması, psikolojik şiddete maruz kalması ve daha da detaylandırabileceğimiz pekçok olumsuzluk gün yüzüne çıktığında dünyanın diğer ülkelerindeki insanların duyarsız kalması beklenemezdi. İnsan hakları alanında çalışmalar yapan dünya çapında bir çok sivil toplum kuruluşu, basın kuruluşu benimle iletişime geçti. Defalarca Avrupa’nın çeşitli yerlerinde panellere, söyleşilere davet edildim ve katıldım. Onlarca yabancı gazete, TV ve radyo kanalında Gay Hakem davasına yer verildi. Hala herkes yakın takipte. Farkındalık oluşması bakımından bence çok önemli bir destek.

-Destek olanlar kadar köstek olmaya çalışanlar da oldu değil mi?

-H.İ.D: Ah ahh. Olmaz mı. Defalarca ölüm tehdidi aldım. Yolumu mu kesmediler, kapıma mı dayanmadılar… Yılmadım. Arkamda ailem vardı hep. Dostlarım vardı. Yüzlerce iş başvurusu yaptım, engellediler. Zaman zaman çok sefalet çektim. Yılmadım. İster inanın ister inanmayın ama bu dünyada gerçekten eninde sonunda iyiler kazanıyor.

-Ailenizin tutumundan bahseder misiniz? Ve LGBT bireylerin ailelerine mesajınız var mı?

-H.İ.D: (Gözleri doluyor) Canım ailem… Benden biran olsun vazgeçmediler. Hep yanımda oldular. Özellikle kız kardeşimin maddi manevi desteği olmasaydı belki de şuan hayatta olmazdım. Kendisi Yüksek İlahiyatçı olan kardeşim bir an bile desteğini esirgemedi. Aslında bunları dile getirdiğimde bana kızıyor, ‘abi tabii ki destek olacağım biz bir aileyiz’ diyor. Canım ailem, iyi ki var… LGBT bireylerin ailelerine mesajım şu ki, evladınız, kardeşiniz, yeğeniniz, ya da herhangi yakın bir dostunuz LGBT birey olabilir. Onları olduğu gibi en başta siz kabul etmezseniz kimse kabul etmez. Onlara sarılın, sahip çıkın ki yanlış yola sapmasınlar. Siz eğer onlara sırt çevirirseniz çaresiz kalırlar, hayatla mücadele edemezler. Aile olun, ve birbirinize sarılın.

-Arkadaşlarınızın dava öncesi ve sonrası süreçte tutumları nasıldı?

-H.İ.D: (Alaycı bir tebessümle yanıtlıyor) 2009 yılında ilk kez gündeme geldiğimde sanki eşcinsel olduğum değil de vebalı olduğum ortaya çıkmış gibi bir çok insan dağıldı etrafımdan. Aman iyi ki de dağılmışlar. Önceleri üzülüyordum ama artık önemsemiyorum. Yedi yıldır öyle iyi dostlar edindim, öyle çok ailem oldu ki benden kaçanlar hiç lazım değil… Tabi çok yakın, samimi dostlarım beni hiç bırakmadı, hep yanımda oldular. Öte yandan, davayı kazanamazsın, boşuna kendini rezil ettin, niye dava açtın ki diyen bir grup vardı. Bir de maddi desteğe ihtiyacım olduğu dönemde tamamen kaybolmuş olan bir grup vardı. Bu iki grup tazminatı kazandığım hafta bir bir aramaya başladılar beni. Sözde tebrik ediyor, yanımda olduklarını bildiriyorlardı. Hepsine çok güldüm. Söylenebilecek tek şey ‘komik’ bence…

-İstanbul’a yerleştiniz. Şimdi neler yapıyorsunuz?

-H.İ.D: Efendi Lig ve Gazoz Liginde maç yönetiyorum. İyi kötü bir düzen kurdum, kendi yağımda kavruluyorum diyebilirim. Çok zorluklar çektim, direndim. Şimdi daha rahatım. Çok şükür. Herşeyin daha iyi olacağına inanıyorum.

-Hocam röportajlarınızda sormaktan çekiniyorlar ama ben sormadan edemeyeceğim. Kalbiniz boş mu? Aşk hayatınız nasıl?

-H.İ.D: (Gülüyor). Madem sordunuz yanıtlamak farz oldu. Vallahi ne yalan söyleyeyim, kalbim buaralar boş değil. Bir süredir çok mutlu bir ilişkim var. Seviyorum, seviliyorum. Bakalım zaman ne gösterecek…
-Çok sevindim adınıza… Son olarak okurlarımıza ne söylemek istersiniz?

-H.İ.D: İnsanlığı sevgi kurtaracak. Yüce Allah’ın yarattığı herkesi, her canlıyı sevin. Ailelerinize sarılın. Önyargılarınızı yıkın, ve etrafınızdaki herkesi olduğu gibi kabul edin. Herkese sevgi ve selamlarımı iletiyorum.

Halil İbrahim Dinçdağ’a teşekkür ediyor ve söyleşimizi bazı notlarla kapatıyorum…

Halil hoca yaklaşık üç yıl önce anneler gününde annesini kaybetti. Bu konuda çok hassas olduğunu bildiğim için özellikle kendisine soru yöneltmedim. Sizlerle kendi bilgim dahilinde paylaşmak istedim. Dinçdağ, yıllardır yaşadığı üzüntülere bir de annesinin acı vefatı eklenince geçen yıl kanser hastalığına yakalandı. Kendisi öyle duygusal bir insan ki anlatamam. Bu üzüntülü ve zorlu süreci çok şükür ki atlattı. Geçirdiği ameliyat ve ardından gördüğü yoğun tedavi sonrasında tamamen iyileşti… Kendisine sağlık, huzur, mutluluk ve başarı dolu uzun bir hayat diliyorum…

Değerli okurlar, sizlere de bir sonraki yazıma kadar esenlikler diliyorum. Sevgi ve saygılarımla…

GÖKSEL AKSEL