Oscar Ödüllü Yönetmen Kathryn Bigelow’dan Zero Dark Thirty

8 ŞUBAT’TA SİNEMALARDA
TOPLAM 4 DALDA ALTIN KÜRE ADAYLIĞI
En İyi Film (Drama)
En İyi Yönetmen
En İyi Senaryo
En İyi Kadın Oyuncu (Drama)
5 DALDA BAFTA ADAYLIĞI
En İyi Film
En İyi Yönetmen
En İyi Senaryo
En İyi Kadın Oyuncu
En İyi Kurgu
En İyi Film dahil toplam 5 dalda Critics’ Choice Adaylığı
2013 SAG Ödülleri En İyi Kadın Oyuncu Adaylığı
NEW YORK FILM CRITICS CIRCLE ÖDÜLLERİ
En İyi Film
En İyi Yönetmen
En İyi Görüntü Yönetmeni
NATIONAL BOARD OF REVIEW ÖDÜLLERİ
En İyi Film
En İyi Yönetmen
En İyi Kadın Oyuncu
CHICAGO FILM CRITICS ÖDÜLLERİ
En İyi Film
En İyi Yönetmen
En İyi Kadın Oyuncu
En İyi Kurgu
En İyi Film dâhil toplam 3 dalda Boston Society of Film Critics Ödülü American Film Industry 2012’nin En İyi 10 Filmi
Birçok yönden çığır açan bir film.
Film, başkahramanı gibi acımasız. Chastain, ikici Oscar adaylığını elde edecek
Anne Thompson /Thompson on Hollywood
Güçlü bir gerilim.
Zero Dark Thirty, tempolu, ağırbaşlı, zekice ve zarif bir şekilde ilerliyor.
Kathryn Bigelow, Hollywood’un cesur yönetmeni… Tarzı özgün ve kendinden emin.
Richard Corliss – Time
Bigelow, ikna edici görüntüler ve aksiyon konusunda o kadar başarılı ki; karmaşık sahneleri çekmek onun için hiç problem değil.
Kenneth Turan – Los Angeles Times
Olağanüstü sürükleyici.
Chastain daha önce ondan istenmeyen şekilde filmi yürütüyor. Unutulmaz v derinden hissettiğimiz bir karakter yaratmış. Zero Dark Thirty Bigelow’un şu ana kadar yaptığı en kişisel film olabileceği kadar en etkileyici film de olabilir, izleyenler filmi yapanların Maya karakteriyle yansıttığı yoğunluğu sürekli olarak hissediyor.
Todd McCarty – The Hollywood Reporter

Yüksek Gerilimde İnanılmaz Bir Yolculuk!
Chastain Olağanüstü.
Peter Travers – Rolling Stone
…Ve Bir Baş Yapıt
Kathyrn Bigelow’un Bin Ladin’i öldürdüğü epik “Zero Dark Thirty”si şu ana kadar yapılmış en tarafsız gözüken “Yaşasın Amerika!” filmi. …filmin kahramanı silahlı maço bir erkek değil. Erkeklerin sözünün geçtiği dünya da bir kadın, CIA ajanı Maya (Jessica Chastain); hem mecazen hem de gerçek anlamda.
… sinemanın parçası olarak olağanüstü dikkat çekici – inanılmaz bir başyapıt.
Chastain güçlü bir oyuncu: Vücudunda ki gerilimi okuyabiliyorsunuz. İşkence gören bir teröristin çığlık atışlarını izlerken kollarını sıkıca göğsünde birleştirip, istemsizce gözlerini kaçırıyor. Ama Maya yine de programa uyuyor. Ve “Zero Dark Thirty”nin sonunda Chastain’ın fiziki hali değişiyor. Artık şüphe duymuyor. Minyon yapılı güzel Maya (Jessica Chastain) Amerikan erkeklerini zayıflıklarını yenmeye zorluyor. “Zero Dark Thirty” bir kadının karanlık tarafının rızasını alıyor; bir kadın yönetmen şu ana kadar çekilen en iyi, tatsız gerilimi yapıyor.
David Edelstein – New York
ZERO DARK THIRTY
Usame Bin Ladin’in avı dünyayı ve iki Amerikan başkanlık yönetimini on yıldan fazla bir zaman meşgul etti. Ama sonuçta küçük, zeki bir CIA takımı onu bulup yok etti. Görevleri her yönden gizlilik içinde yönetildi. Yine de bazı detaylar halka duyuruldu. Birçok istihbarat operasyonunun en önemli bölümleri Oscar ödüllü ikili Kathryn Bigelow ve Mark Boal tarafından ilk defa ekrana yansıtıldı.
Ladin’in takibi ve yakalanışı hareketli olduğu kadar gerçeklere de sadık, gücü tam ortasına alıyor ve tarihi görevi izleyiciler en ön sıradan izliyorlar. Pakistan topraklarında olabilecek en üst seviyede ki özel harekât operasyonuna tanık oluyorlar.
Yaklaşımı ve hızlı olması “Zero Dark Thirty”i diğer filmlerden ayırıyor. Bin Ladin’i bulma görevi başlangıcından itibaren tehlikeyle doluydu ve görev alan tüm Amerikalı çalışanlar kurtulamadı. Bazı istihbarat uzmanları bu görevin gerçekleştirilmesinin imkânsız olduğuna inandılar ama kararlı bir grup analizci ihtimallere meydan okudu ve onları yanlış çıkarttı. Usame Bin Ladin’i bulma uğraşı ilk defa çarpıcı, dolaysız ve güvenilir detaylarla çekildi.
Film on yıl içinde gerçekleşmiş olayları, birçok ülkeyi, büyük bir ekibi ve geniş bir kastı kapsayan uzun bir yolculuktan oluşuyor. Ekip kendini işine adamış ve tarafsız, yalnızca olan olayları gerçeğe uygun ve olabildiği kadar derin şekilde anlatmak istiyor. Bu nokta da geçilen etik sınırlar yüzünden birkaç darbe alıyorlar. Niyetleri insani duyguları içeren sinematik bir iş ile tarihi bir kitap yaratmak.
“Zero Dark Thirty” Kathryn Bigelow’un başlangıcından bugüne kadar en tutkulu olduğu film olarak gösteriliyor.
Senarist ve yapımcı Mark Boal, eğitim görmüş bir gazeteci ve ödüllü bir drama yazarı olarak hikâyeyi aktarırken sayılamayacak kadar çok benzersiz sorunla karşılaşmış. Boal kaynaklarına, kişisel çabalarında ve detaylarında tarihe uyacağına söz vermiş. Diyalogları ve sahneleri yazarken yaptığı kapsamlı röportajlardan esinlenmiş, böylece olayı yaşayan kişilerin gerçek hayatlarını referans almış.
Günün sonunda filmi yapanlar hikâyeyi olayın az tanınan katılımcılarının gözünden anlatmayı tercih etmişler: Maya, teröristleri bulup yok etmek üstünde uzmanlaşmış genç bir CIA ajanı. Bazı yönlerden gösterdiği gelişim, masumluktan korkunç ve zalim hırsa, bir ülkenin insafsız terör karşısında gösterdiği çabaların evrimine benzemekte.
“Zero Dark Thirty” bakış açısıyla diğerlerinden çok farklı ve tek olan bir film. Aksiyon, araştırma dokümantasyon ve dramanın karışımı, ne bir kurmaca filmi ne de belgesel ama ikisinin karışımı. Film gizliliklerin üstüne ışık tutan istihbarat avında ve terör savaşının karanlık koridorlarında geçiyor. Normal zaman etik kurallarının işlemediği durumun belirsizliğini ve insan cesaretinin gizemini beceriyle tasvir ediyor.
“Zero Dark Thirty” merkezinde iki çok yaratıcı yazarın kendilerini zorlayarak ve çaba harcayarak modern zamanın en çok tartışılanının ama en az bilineninin sinematik bir sunumu. Olaylar gerçeklere uygun olarak yeniden yaratılmış, izleyiciyi aksiyonun ortasına koyuyor; Pakistan’da çekim dâhil. Film gerçekçi ve nefes kesici aynı zamanda derin ve kışkırtıcı.