Sinemada Gerçek ve Gerçeklik

Onur Ünlü: ‘Sinemanın temel sorunu gerçeklik değil inandırıcılık’

7. Uluslararası Suç ve Ceza Filmleri Festivali kapsamında Sinemada Gerçek ve Gerçeklik paneli Nişantaşı Cinemaximum City’s sinemalarında yapıldı. Prof. Dr. Şükran Esen, Onur Ünlü, Murat Tolga Şen ve Farhad Eivazi’nin konuşmacı olarak yer aldığı panele ilgi yoğundu. Her konuşması kendi mesleği ve bakış açısı çerçevesinde Sinema ve gerçeklik konusuna ilişkin görüşlerini aktardı.

Onur Ünlü
Sinemanın temel sorunu gerçeklik değil inandırıcılık bana göre. Kırmızı donlu kırmızı pelerinli bir adamın uçtuğuna inandırdı sinema bizi. Ben böyle çıktım işin içinden. Seyirci bir çatışma sahnesi izler ve gerçek bulmadığını söyler ama seyirci aslında gerçekten hiçbir çatışma ortamında bulunmamıştır. Ben bir iki kere bulundum. Hiç ölmedik ama ölümle ilgili atar tutarız. Orta sınıf onayladığı için sinema yapılabiliyor. Orta sınıfın topluca onayladığı bir eylemdir sinema. Çoğu zaman bana inanıyorlar, ben Şükran hocanın (Esen) dediği gibi yalan da söyleyebilirim. Sinema bir etik problemdir estetik değil. Hakikat bir tanedir bana göte herkese göre değişmez. Sinema gerçeği speküle ediyor, ben de ediyorum. Çok da güvenilir değildir. Gerçek kendi başına bir konudur, sinema gerçekle çok bağdaşmıyor hakikati sinemada aramamalıyız. Yeri burası değil.

Prof Dr. Şükran Esen
Sinema ve gerçeklik konusunu üç başlık altında toplayabiliriz. Sinema nasıl bir araçtır. Gerçek nedir, sinema ve gerçeklik nasıl birbirine bağlanır? Sinema bir teknolojik, eğlence ve bir yandan da propaganda aracı. Gerçeğin anlamı ise nesnel olarak var olan şey. Gerçekler sinemada nasıl aktarılabilir? Sinema kuramcısı Andre Bazin sinemanın yani makine olarak gerçeğe nasıl yansıyabileceğini söyleyen biri. Ona göre sinema hayatın pelikül üzerindeki izi, ışığın izi. Sinemaya Veronica’nın Mendili demiş o yüzden. Geometriden yararlanmış. Sinemaya sürekli uzaydaki eğriyi kesmek için yaklaşan ama onu kesmeyen bir doğru üzerinden yaklaşmış. Sinema da gerçeğe çok yaklaşmış ama onun yerine geçememiştir der hep.
Belgeseller bizi gerçekmiş gibi içine alan, etkileyen bir sinema diline sahip. Mesela kurmaca filmlerde hiç gerçek olmayan, masal gibi anlatılan filmler de çekiliyor. Bunun örneğini Onur Ünlü filmlerinde görebiliyoruz. Geçek o kadar değişken bir kavram ki bazen gerçek gibi görünen yalan da olabiliyor.

Murat Tolga Şen
Film algısı eleştirmenlerin filmlere nasıl baktığıyla ilgili olarak değişiyor. Ben tür yazarı olarak başladım sinema yazarlığına. Film izledikçe ettikçe en sevdiğim türün fantastik olduğuna karar verdim. Öteki sinema sitesini de o yüzden açtım.Sinema gerçeklikten uzak bir eğlence illüzyonu. Erken dönem örneklere Georges Melies imzalı Aya Yolculuk’a baktığımızda sinemanın gerçeklikten uzak bir şekilde başlamış olduğunu söyleyebiliriz. Trenin Gara girme görüntüsünden sonra hızla uzaklaşılmış gerçeklikten.. Ama sinemada bir suret gösterme durumu olduğu için sürekli bir gerçeklik gösterme yoluna sürüklenilmiş. Böyle bir sorumluluğu yoktur yönetmenin. İlla politik argümanlar gerçekçi sinemada yoktur, fantastik sinemanın içinde
de politik argümanlar vardır. Atıf yılmaz filmleri vardır fantastiktir ama dönemin gerçekliğine de eğilir. Ah Belinda, Arkadaşım Şeytan gibi. Gerçekliği aradığım yerler belgeseller. Sinemacıların gerçeklik üretmek gibi bir kaygıları yoktur olmamalıdır. Bir yandan biz filmler, diziler sayesinde bir şeyleri öğreniyoruz, sürekli manipüle ediliyoruz.

Farhad Eivazi
Belgesel sinemada gerçekçilik üzerine doktora yaptım. İran filmleri İran toplumunun gerçeklerini yansıttığı için beğeniliyor. Bir örnek vermek istiyorum İran’la ilgili filmler devrimden şah döneminde yaptırılıyor ve hepsi sansüre uğruyor. Bu filmler İsran sinemasının temeli bana göre. Aralarında Abbas Kiarostami de var. .
Belgesel sinema gerçeğin peşinde olma halidir. Devlet başka bakıyor, yönetmen başka bakıyor farklı bir gerçeklik yakalıyor. İran’da iyi olan bu kadar baskıya rağmen onu nasıl yapacağını bulmaktır. İlk film devlet desteğiyle yapıldı diğerleri ülkede yasaklı.ama ikisinin de farklı bir gerçekliği var. İran toplumu için yapıl n filmler bu. Bir yönetmen bir olayın her boyutunu anlatamaz öyle bir şey yok. Film sadece bizi bir olayla tanıştırır, her şeye güvenmemek lazım, yönetmen kendi bakış süzgecinde bir parçasını yansıtabilir ancak.