Nursel Ergin ile Söyleşi

O herkesi mutfağına davet ediyor, ben de onu köşeme davet ettim. Sağolsun kabul etti ve sorularımı içtenlikle yanıtladı. O, Nursel’in Mutfağı programının Nursel’i ve aslında evimizden biri, bizden biri. İki yıl kadar önce il il gezerek hazırladığı yemek programı vesilesiyle tanışmıştık Nursel’le. O günden sonra arkadaşlığımız devam etti. Öyle iyi yürekli, öyle temiz kalpli ve öyle iyi enerjisi var ki anlatamam. Vefalı, dost, entellektüel, kültürlü, çalışkan ve sevgi dolu bir insan… Çok yakında kendisini Vecihi Hürkuş’un eşi Hadiye olarak göreceğiz beyaz perdede. Bu yeni projesi nasıl gelişti, Nursel’in Mutfağı’nda neler oluyor ve daha fazlasını işte siz değerli okuyucularımızla paylaşıyoruz…

Bildiğim kadarıyla televizyon seyircisi seni 2008’den beri ekranlarda görüyor ama özellikle yemek programı sunmaya başlaman sanki bir dönüm noktası gibi oldu ve Türkiye’nin sevgilisi ‘mutfaktaki kız’ oldun. Nasıl gelişti yemek programı süreci?

Nursel: Ben daha cok oyunculuk kariyeri istiyor ve o yönde ilerliyordum. Bir televizyon dizisini henüz bitirmistim. Tiyatro ise devam ediyordu o sırada ve hala tiyatroda da oynuyorum. Mutfagim  programi bana direkt geldi. Bir gün telefonum çaldı, arayan kişi projeden bahsetti ve projeyi konuşuyorken bir de baktım el sıkışmışız. Kabul etmemin sebebi formatindan kaynaklanıyordu.  Çok bizden, herkesin özlem duyduğu aile yaşantısı, unutulmaya yüz tutmuş yemek tarifleri, kaprissiz ve sade Anadolu insani. Bu iş tam benlikti… 1 sezon diye baslayip 3 sezon devam ettim.

İlk sunduğun yemek programlarından farklı bir konseptle izleyiciyle buluştun. Nursel’in Mutfağı çok daha özgün bir program oldu. Nasıl gidiyor Nursel’in Mutfağı?

Nursel: Nursel’in mutfagı… Aslında tam olarak mecburiyetten ötürü ortaya çıktı desem yalan olmaz. Mutfağım’da cok yorulmuştum. Sevdiklerimden, en önemlisi kızımdan çok uzak kaldım. Uçaklar, rötarlar beni cok yordu. Reytinglerimiz iyi olduğu halde 3 sezonun sonunda ben pes ettim. Bu noktada Mutfağım programının annesi, benim yapımcım Nesrin’le geliştirdik bu işi… Bizim kültürümüzde var zaten iade-I ziyaret. Bir de ben mahalle düşkünü bir insanım. Komşuluk ilişkilerine çok önem veririm. Kasabım, manavım olsun, komşularıma selam vereyim, çok severim. Nursel’in Mutfağı da işte tam bu şekilde bir format oldu. Bu sefer beni ağırlayanları ben ağırlıyrum. Ve şimdi Nursel’in Mutfağı iki sezonu deviriyor.

Televizyon programı sunarken aynı zamanda sinema ve tiyatro ile de ilgileniyorsun değil mi? Okurlarımıza tiyatro ile ilişkini anlatır mısın lütfen?

Nursel: Tiyatro benim amatör olarak ilgilendiğim, hayran olduğum bir sanat dalı. Evimde bütün klasikler var. Oyun okumayi da izlemeyi de çok severim.  Okul hayatımda da vardı ama son 4 yıldır daha profesyonel oyunlarda yer aliyorum.  Mesela Şahane Züğürtler. Orada bir Grandüşes olan Tatiana Ouratieff isimli karakteri oynadım. Bu sezon Anton Çehov’un iki kişilik yununda yer alıyorum. Tiyatrodaki büyüyü  hiçbir şeyde bulamiyorum…

Sıra geldi heyecanla sormayı beklediğim soruya. Yakında vizyona girecek olan Kanat isimli filmde Vecihi Hürkuş’un eşi olarak beyaz perdede göreceğiz seni. Heyecan verici olmalı. Canlandırdığın karakteri sormadan önce, Türk havacılık tarihinin en önemli ismi olan Vecihi Hürkuş’tan bahsedelim ister misin?

Nursel: Vecihi Hürkuş’a hayranım. Senin de söylediğin gibi Türk havacılık tarihinin en önemli isimlerinden biri. O kadar çok ilke imza atmış ki. Hayallerinin peşinden gitmiş hep. Geleceğin göklerde olduğuna inanmış. Mesela Vecihi Hürkuş’un savaş sırasında düşman uçağı düşüren ilk Türk olduğunu biliyor muydun? Hürkuş, 1. Dünya Savaşı sırasında Ruslara esir düşmüş. Sonra Hazar Denizi’ndeki Nargün Adası’ndan yüzerek İran’a kaçmayı başarmış. Ve yurda dönerek görevine devam etmiş. Nasıl bir vatan ve görev aşkı…  Öte yandan en çok üzüldüğüm şey, onu cok az kişinin tanıyor olması. Bundan fazlasını hakeden biri… UNC film, Mehmet Çetin yapımcılığında olacak filmde ben Vecihi’nin eşi Hadiye’yi oynuyorum. Gerçekten bununla yatıp kalkıyorum. O dönemi, Vecihi’yi ve yaptıklarını,  mücadelesini, Hadiye’yi anlamaya adadım kendimi. Projde hep aynı duyguda insanlar var. Maddi kaygı hiç yok. Herkes gönlünü koydu bu işe. Sonunda Vecihi Hürkuş’a geç kalan değer verilecek. Daha çok insan onu tanıyacak ve saygi duyacak…

Senaryo sana geldiğinde neler düşündün? Bu projede yer almak senin için neler ifade ediyor?  

Nursel: Ben inanamadım. Hiç bu kadar heycanlandığımı hatırlamıyorum. Bunu hakedecek ne yaptım dedim. Tiyatrodaki rol arkadaşım Abdul Süsler beni tavsiye etmis. Çok duygulandım…

Peki biraz Kanat ile ilgili ipucu verebilir misin? Nasıl bir film, izleyici neler bulacak filmde?

Nursel: Türkiye’de savaş filmleri cok başarılı olmuyor. UNC film bu konuda cok başarılı. Savas sahnesi olacaksa en iyisi olacak. Tamamen savas filmi değil, kahramanlık filmi de değil. Herseyden var. Vecihi ve Hadiye’nin birbirlerine olan aşkı, Vecihi’nin nasil uçak yapmaya karar verdiği, hayatı boyunca verdiği mücadele, uğradığı haksızlıklar, filmi izleyen herkes çok gururlanacak, biraz burkulacak. Biz nasıl bu insanı tanimiyormuşuz diyecek ve herkes Vecihi’den bahsedecek…

Çok az da özel hayatına değinmek istiyorum. Çoğu söyleşinde genellikle sana çocukluğun soruluyor ama benim asıl sormak istediğim anneliğin. Mükemmel bir anne olduğunu biliyorum. Bize biraz Begüm’den, anneliğin sana kattıklarından bahsetmek ister misin?

Nursel: Herkesin bir hayat hikayesi, benliğini bulduğu ya da bulamadığı bir hikayesi var. Ben kalabalık büyüyen çocuklardanım. Bu da benim için ailenin önemini arttırıyor… Ben 19 yaşında anne oldum. Erken evlendim, çünkü bir ailem yoktu ve tek başımaydım. Bir nevi sığnma diyorum ben evliliğime. Büyüme dönemim, kendimi bulma donemim oldu. Ve Bengü benim şu hayatta hep iyi seyler yapmamdaki sebebim. Çabamlarım… Ne yaparsam onun için. O benim en büyük projem. İyi ki var…

Canım arkadaşım, vakit ayırdığın için, o güzel yüreğinle sıkılmadan sorularımı yanıtladığın için çok teşekkür ederim. Son olarak Okurlarımıza bir mesajın var mı?

Nursel: Seni tanidigima cok mutluyum Gökselciğim. Mutfağım programıyla illeri gezdiğimde tanıştık seninle. Seninle ben aynı kafada, aynı ruhta, hayata aynı pencereden bakan insanlarız… Herkese mesajım, ne olursa olsun düştüğünüzde ayağa kalkın. Hayat devam ediyor ve o kadar da zor değil. Ben enerjiye çok inanıyorum. İçinizdeki enerjiyi hep yüksek ve olumlu tutun… Picasso ne demiş, ‘SEN HAYAL ET HEPSİ GERCEKLEŞİR…’