Cinedergi 52 Yayında!

Sanal dünyanın en kapsamlı sinema dergisi Cinedergi 52. sayısıyla yayında! Cinedergi bu sayısında yine öne çıkan konulara el atıyor, dosya ve röportajlarıyla öne çıkıyor!

İşte bu ayın öne çıkan başlıkları…
Pelin Esmer, Özge ve Özgür Özberk, Damla Sönmez, Rebecca Haas…

Pelin Esmer kendisine Altın Koza’da En İyi Film ödülü kazandıran Gözetleme Kulesi için neler diyor: ‘Herhalde suçluluk duygusuydu. Suçluluk duygusunun önemli bir etken olduğunu düşünüyorum. Umarım toplumsal olarak suçluluk duyuyoruzdur. Suçluluk duygusu o kadar da korkunç bir şey değil. Üretilen filmler bu suçluluğun yansıması mıdır bilmiyorum. Ben senaryoyu insan üzerinden okumaya çalıştım ama insanlar bulutlar gibi havada asılı değiller yaşadıkları bir dünya, bir toplum var ve onun için var oluyorlar’…

Özgü Özberk ise N’apçaz Şimdi’den yola çıkarak ülkemizdeki komedi anlayışını bakın nasıl değerlendirdi: ‘Çizgisini çok beğendiğim oyuncu arkadaşlarım ve onların başrollerini paylaştığı filmler var. Ama beğenmediklerim çoğunlukta. Çünkü komedıyı biz hep ucuzlaştırıyoruz. Komedinin aslında bir dramadan çıktığını unutuyoruz. Hatta komedi filmlerini skeçler haline çeviriyoruz ki bence bu benım sevdiğim bir tarz değil. O nedenle kendi filmimde mümkün olduğu kadar skeç değil de sinema bütünlüğü olan bir senaryo oluşturdum.’

Haas; Sinan Çetin’i pek ciddiye almıyorum. Çok çılgın bir adam ve benim kontrolü biraz elimde tutmam gerekiyor. Bu yüzden oynamak istemedim. Önce projenin nasıl olduğuna bakarım. Utangaç biri olduğum için uzun süre oyunculuktan uzak kaldım, bu yüzden cesaretli değilim. Sinan güçlü bir yüzüm olduğunu, bütün duyguları oradan alabileceğini düşünüyor. Bu yüzden hep kamera önünde olmam gerektiğini söyler. Yine de fazla içinde olmak istemediğim için hayır dedim. Zaten evliyiz ve beraber çalışıyoruz, ben biraz mesafe olmasından yanayım. Sinan filmleri tüketilmesi için yapıyor o yüzden hiç kimse onu durduramaz. Onun filmlerindeki konular, herkesin bir şeyler öğrenebileceği, evrensel olan önemli konular. Tüm bunlara bakınca fikrim değişti yer almak istedim.’ diyerek yeni bir tartışma mı başlatmak istiyor acaba? Damla Sönmez ise Uzun Hikaye’deki duygusunu şöyle anlatıyor: ‘Hangi dönemde, hangi iktidar, hangi muhalefet olursa olsun böyle durumlar oluyor. Filmin siyasi olarak söylediği en önemli şey ahlak. Herhangi bir görüştense bahsettiği ahlaki değerler, dürüstlük ve insana verilen önem her dönemi ilgilendiren şeyler. O yüzden daha çok bunlarla örtüşmesini isterdim.
Filmin merkezinde Kenan İmirzalioğlu ve onun baba oğul ilişkisi var. Filmi katmanlaştıran şey ise onların etrafındaki kadın hikayeleri. Bu durum onların tadını ortaya çıkartıyor.’

İstanbul’da çekilen, İstanbul’u anlatan filmler, bu sene 49. kutlanacak Antalya Altın Portakal Film Festivali ve Altın Koza’ya damga vuran kadınlar bu ayın dosyaları… Tommy Lee Jones ve Maggie Grace bu sayının portre konukları… Türk sinemasının nabzını tutan Sindrella, oyuncuları rolleriyle yorumlayan Rolleriyle Yaşayanlar, Diziden Tv’ye köşesi, DVD’ye adanmış ayrıntılı bir DVD tanıtımı,  kısa filme eğilen Uzun Filmin Kısası”, belgeselin anatomisi ‘Zamanın Ruhu’… Eleştiri, vizyon, pek yakında, albümler, kitaplar, festivaller… Hepsi ücretsiz sinema dergisi Cinedergi’nin yeni sayısında.

www.cinedergi.com