Gücenmedim Dersem Yalan Olur

Gücenmedim Dersem
Yalan Olur

“Pazar günleri konser programını yönetmesi ve yaşça benden çok çok büyük olması dışında hakkında hiçbir şey bilmiyordum. Şimdi olsa internete girer, sabah kahvaltıda kaç zeytin yediğinden; geçen sene tatilde giydiği lacivert mayosunu kaç liraya aldığına kadar her şeyi, iki dakikada öğrenebilirdim ama o zaman internet falan yok. Arama motoru olarak ansiklopedi kullandığımız yıllar. Biri hakkında bilgi sahibi olmamız gerektiğinde mahallede tahkikat yaptırmak dışında başka olanağımız da yok. İşte, Hikmet’i bu mümkünsüzlükler içerisinde; fakat kalbimin tüm imkânları ile seviyordum.” Daha Fazlasını Oku

Gilman’dan “Kadınlar Ülkesi”

Kadınlar Ülkesi

“Kadınlar Ülkesi kadınların neler yapabileceğini incelik ve zarafetle anlatan, gülümseten bir ütopya.” — Marge Piercy
“Altın Çağ bilimkurgularının tadını veren ve günümüzde hâlâ geçerliliğini koruyan bir eser.” — Joanna Russ

Charlotte Perkins Gilman yaşadığı dönemin önde gelen hümanistlerinden ve kadın hakları savunucularından biri olmasının yanında feminist edebiyatın en önemli erken dönem temsilcilerinden. Yazıldıktan yaklaşık 65 sene sonra kitap formatında yayımlanabilen Kadınlar Ülkesi ise feminist ütopyanın ilk örneklerinden.

Birinci Dünya Savaşı’nın arifesinde üç Amerikalı erkek pek fazla insanın bulunmadığı, ücra bir yerde, tamamen kadınlardan oluşan bir topluluğa denk gelir. Gözlerine inanamayan kâşifler bu topraklarda erkeklerin de olması gerektiğine dair inançlarıyla araştırmalarına başlar. Daha Fazlasını Oku

Clive Barker’dan Dokudünya

Dokudünya

“Clive Barker o kadar iyi bir yazar ki her okuduğumda nutkum tutuluyor.”
— Stephen King
“Çağımızın en büyük düş ustalarından.” — Quentin Tarantino
“Clive Barker, Lovecraft’tan sonra, bir türü bütünüyle değiştirmiş nadir yazarlardan.” — China Mieville

Yazar, sanatçı ve yönetmen Clive Barker, 30 yıldan uzun bir süredir kâbuslarını bizimle paylaşmaya devam ediyor. Dokudünya da ancak Barker’ın zihninden çıkabilecek bir ölçekte, korkunun fantastikle harmanlandığı bir epik.
Kâhinsoylular denen bir tür, uzun yıllar insanlar arasında yaşamış, büyü gücüne sahip varlıklardı. Fakat Musibet denen bir kötülük Kâhinsoyluları avlamaya başlayınca onlar da tüm güçlerini ayrı bir düzlem yaratmaya harcadılar. Bir halının desenlerinde gizlenen bu düzlemde hem Musibet’ten hem de habis insanlardan uzakta hayatlarını sürdürmeye devam ettiler. Daha Fazlasını Oku

Geriden Bıraktıklarım

Geriden Bıraktıklarım

2017 Goodreads En İyi Çocuk Kitabı Ödülü Adayı

Ethan’ın pek çok özelliği vardı. Daima maceraya ve birilerine meydan okumaya hazırdı. Özellikle arkadaşı Kacey’ye. Fakat bu eskidendi. Kacey’yi ondan alan kazadan önceydi. Ailesiyle Boston’dan Palm Knot’a taşınmadan önce.
Palm Knot küçüktü ama aynı zamanda ihtimaller ve ikinci şanslarla doluydu. Ayrıca inanılmaz bir kişiliği ve daha da inanılmaz hikâyeleri olan Coralee de burada yaşıyordu. Tam da Ethan’ın ihtiyacı olduğu türden bir arkadaştı ama sırları olan bir tek Ethan değildi. Coralee, sakladığı şeylerden daha fazla kaçamıyordu ve sırları, ikisinin de hayatını tehlikeye atabilirdi.

Toğrağın Sonu

Toğrağın Sonu

Havanın gücüyle uyanmış bir kadın, ateşle terbiye edilmiş bir asker, kandan doğmuş bir silah.

Vhalla Yarl, Kuzey’deki cepheye ulaşmıştı. Kan ve ateşle imtihanından sonra Solaris İmparatorluğu’nun vereceği bu son savaşta kendini her şeye hazırlamıştı. Artık karşısındaki seçenekler kölelik ya da özgürlük değildi. İmparator hâlâ Vhalla’nın kaderini demir yumruğunda tutuyor ve Havagüdücü’nün hayatta kaybedebileceği her şeyi, her an bırakmak üzere uçurumun üstünde sallandırıyordu.
Vhalla’nın, hayatına yön veren her şeyden uzaklaşması ve tamamen kendine ve gücüne odaklanması gerekecek fakat bu hiç de kolay olmayacaktı.

Kayıp Kadın

Kayıp Kadın

Bir ev kadını mutfağının penceresinden av tüfeğiyle vurulup daha yere yığılmadan ölmüştü.
İngiltere’de öldürülmüş olmasına rağmen Sofie Parker, neredeyse yirmi yıl önce kayıp ihbarı verilen Danimarkalı bir kadındı. Bu yüzden vaka ile ilgilenmesi için Louise Rick çağırılmıştı. Fakat beklenmedik bir şey gün yüzüne çıkmıştı; on sekiz sene önce kadının kayıplara karıştığını ihbar eden kişi Louise Rick’in iş arkadaşı ve sevgilisi Eik’ti.
Her zamanki gibi ani bir karar veren Eik, İngiltere’ye gitmiş ama Sofie’nin cinayetinden şüpheli bulunduğu için hapse atılmıştı. Eik’in vakayla bir bağlantısı olduğunu hiç beklemeyen Louise hem son derece tedirgin hem de endişeliydi. Fakat içinde dönen duygusal girdabı görmezden gelip şimdiye kadar üstünde çalıştığı en çekişmeli vakanın katilini bulmalıydı.

Gözlerinin Ardında

Gözlerinin Ardında

Üç kişi sır tutabilir… eğer ikisi ölüyse.

Louise modern dünyanın tekdüzeliğine sıkışmış bekâr bir anne ve sekreterdi. Bir akşam tesadüf eseri dışarı çıktığında barda bir adamla tanışmıştı. Öpüştükten sonra adam gitse de Louise nihayet biriyle anlaşabildiği için mutlu olmuştu.
Ancak pazartesi günü Louise işe gittiğinde yeni patronu David’le tanıştı. Bardaki adamdı. Bardaki evli adamdı. Öpüşmüş olmalarının büyük bir hata olduğunu söylüyor ama gözlerini Louise’den alamıyordu.
Bu sırada Louise şehre yeni gelmiş ve bir arkadaşa ihtiyacı olan Adele ile de tanışmıştı. Tesadüf oydu ki Adele, David’in karısıydı. Fakat hikâyenin gidişatını şimdiden tahmin ettiğinizi düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz.
David ile Adele mükemmel bir çift gibiydiler. O halde David neden bu kadar kontrolcüydü? Adele neden eşinden korkuyordu? Daha Fazlasını Oku

Ufak Yangınlar

Ufak Yangınlar

50 Haftadır New York Times Çoksatanı
• 2017 Goodreads En İyi Roman Ödülü
YILIN KİTABI:

• The Washington Post • Kirkus Reviews • NPR • Amazon
• Entertainment Weekly

“Shaker Heights’taki herkes o yaz bunu konuşuyordu: Richardsonların en küçük çocuğu Isabelle, sonunda kafayı yemiş ve evi yakmıştı.”

Shaker Heights’ta yollardan, evlerin rengine kadar her şey en ince detayına kadar planlıydı. Kimse de bu ruhu, kurallara uymayı ilke edinmiş Elena Richardson’dan daha iyi yansıtamazdı.
Kızı Pearl’ü kendi başına büyüten Mia Warren sanatçıydı ve Shaker Heights’a yeni taşınmışlardı. Kısa süre içinde Richardsonların dört çocuğu da güvenli ve düzenli hayatlarından kopacak, hayatlarını ve kendilerini sorgulamaya başlayacaklardı. Daha Fazlasını Oku

Fuarın Onur Yazarı Selim İleri

TÜYAP 37. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı Etkinlik Programı Açıklandı

Kuruluşumuz TÜYAP Tüm Fuarcılık Yapım A.Ş. tarafından Türkiye Yayıncılar Birliği işbirliği beraberinde hazırlanan 37. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı, 10-18 Kasım 2018 tarihleri arasında TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi-Büyükçekmece’de düzenlenecektir.
Yurt içi ve yurt dışından 800’ün üzerinde yayınevi ve sivil toplum kuruluşunun katılımı beklenen fuarda, dokuz gün boyunca panel, söyleşi, şiir dinletisi ve çocuk atölyelerinden oluşan kültür etkinliklerinde ve binlerce imza gününde yazarlar okurlarıyla buluşacaktır. Daha Fazlasını Oku

Bu Roman Olan Şeylerin Romanıdır

Bu Roman Olan Şeylerin Romanıdır

Menekşe Toprak’ın önsözü,
Serdar Soydan’ın titizlikle hazırladığı kronolojik biyografisiyle

Bir dokuma fabrikasında sömürülen, bütün hakları gasp edilmiş bir avuç insanın hayatının anlatıldığı roman toplumcu gerçekçi çizgide yayımlanan ilk kitaplardan.

Bu Roman Olan Şeylerin Romanıdır, Tan gazetesinde 1937 yılında tefrika edilmeye başlandığında toplumcu gerçekçi roman popüler bir tür değildi. Hatta köy ve taşranın dışına çıkıp şehir hayatını, kenar mahalleleri, fabrikaları anlatan roman yok denecek kadar azdı. Suat Derviş’i çalıştığı gazete muhabir olarak Sovyetlere gönderdiğinde romanı yarım bir şekilde, taslaklarıyla Kemal Tahir’e bırakmış, son kısmını Kemal Tahir tamamlamıştır. Daha Fazlasını Oku