Tam Gaz – Baby Driver

TAM GAZ
“BABY DRIVER”

YAPIM BİLGİLERİ

“O iyi bir çocuk; direksiyon başında ise bir şeytan.”

Burada sözü edilen kişi, acımasız suçluların kaçış arabalarını A noktasından B noktasına götüren, masum görünümlü Baby’dir (Ansel Elgort). Baby bir deli fişek gibi araç sürerken, kafasının içinde çalan kişisel bir müzik vardır. Bunun nedeni, kaçış rotasını, iPod’unda özenle derlenmiş ve dosdoğru kulaklarına erişen özel ritimlere göre planlamasıdır; her bir şarkı, araçtakileri hayatlarının yolculuğuna çıkaran, ustaca zamanlanmış keskin dönüşlere, vites değişimlerine ve kaçış manevralarına denk gelmektedir.

Sürat ile müziği birleştiren “TAM GAZ/BABY DRIVER”, yazar-yönetmen Edgar Wright’tan, türleri heyecan verici bir şekilde buluşturan, başka örneği olmayan yepyeni bir aksiyon gerilim.

Baby, güpegündüz bir dizi şanslı banka soygunu gerçekleştiren ve bu başarısını kısmen Baby’nin otomobil konusundaki zekasına borçlu olan Doc (Kevin Spacey) için çalışmaktadır. Doc’ın başvurduğu diğer profesyoneller kanunsuzluğu seçmiş eski Wall Street çalışanı Buddy (Jon Hamm); Buddy’nin genç, kural tanımaz, sansasyonel suç ortağı Darling (Eiza Gonzalez); ve fevri mizaçlı, elinden silahı eksik etmeyen Bats’tir (Jamie Foxx). Bats’in Baby’yle ilgili –tavrından yeteneğine– duyduğu şüpheler o zamana kadar sorunsuz yürüyen operasyonda tehlikeli bir gerginlik yaratmaya başlar. Daha Fazlasını Oku

Bakıcı – Inconceivable

BAKICI
INCONCEIVABLE

30 HAZİRAN’DA SİNEMALARDA
MASUM BİR YÜZ AKILALMAZ BİR PLAN.

HİKAYE HAKKINDA
Gizemli  bir  genç  kadın  olan  Katie  (Nicky  Whelan)  ve  kızı,  geçmişinden  kaçmak için yeni bir şehre taşınırlar. Burada, bir kızı olan ve daha büyük bir aileye sahip olmak isteyen Angela Morgan (Gina Gershon) ile arkadaş olurlar. Angela  ve  kocası  Brian’ın  (Nicolas  Cage)  hayatları,  Katie’nin  dadı  olarak  misafirhanelerine yerleşmesiyle karışık bir hal alır. Katie’nin zaman içerisinde  ortaya  çıkan,  Morganlar’ın  kızlarına  olan  takıntısı  çiftin  dikkatini  çekmeye başlar. Angela ve Brian’ın yeni doğacak çocuklarının da taşıyıcı anneliğini üstlenen Katie’nin asıl planının aileyi dağıtmak olduğu kısa sürede ortaya çıkacaktır.
INCONCEIVABLE,  Jonathan  Baker’ın  yönettiği  ve  Chloe  King  tarafından  yazılmış bir gerilim filmidir.
YAPIM HAKKINDA
INCONCEIVABLE’ı ‘Seyircinin ilgisini çekebilecek türde anlatılmış bir hikaye’ olarak  açıklayan  yönetmen  Jonathan  Baker,  güçlü  kadınların  öncülük  ettiği  bir film yaratma konusundaki ilgisini de ortaya koyuyor. ‘Bu filmi kadınlar yarattığından  hikayelerini  kadın  seyircilere  kolayca  aktarabilecekler.  Ve  kadınlar da bu hikayeyi duyunca etraflarına da kolayca anlatabilecekler.’ diye devam ediyor. Daha Fazlasını Oku

Hayalet Hikayesi – Personal Shopper

HAYALET HİKAYESİ
(PERSONAL SHOPPER)

Fransız sinemasının önemli ismi Olivier Assayas’ın geçtiğimiz yıl Cannes Film Festivali’nde En İyi Yönetmen ödülü kazanan son filmi PERSONAL SHOPPER / HAYALET HİKAYESİ 30 Haziran’da vizyona giriyor.

Konu:

Kalp yetmezliği olan ikiz kardeşlerin birbirine sözü vardır: İlk önce kim ölürse, diğerine bazı işaretler gönderecektir. Her şey Kristen Stewart’ın canlandırdığı Maureen karakterinin kardeşinin ölümünden sonra karmaşıklaşmaya başlar. Paris’in ışıltılı moda dünyasının arasına anlam verilmeyen, tuhaf olayları getiren hayaletlerin dünyası karışır. Daha Fazlasını Oku

Katliam Günü – The Windmill Massacre

Katliam Günü
(The Windmill Massacre)

Filmin Konusu: Jennifer, geçmişinden kurtulmaya çalışan Avusturalyalı bir kızdır. Bir gün bir turist grubu ile beraber Amsterdam’ın efsanevi yel değirmenlerini izlemek için bir tura katılır. Fakat otobüsün ıssız bir yerde kaza yapması sonucu Jennifer ve diğer yolcular burada sığınacak bir yer bulmak zorunda kalır. Mecburen terkedilmiş uğursuz bir yel değirmenine sığınırlar. Yolcular teker teker kaybolmaya başladığında Jennifer hepsinin ortak kaderi ve sırrı olduğunu fark edecektir… Daha Fazlasını Oku

2:22

2:22

SİNOPSİS
New York’ta hava trafiği kontrol merkezinde çalışan Dylan Branson, kariyerinin zirvesindedir. Bir gün, saat 2:22’de bir ışık huzmesi yüzünden birkaç saniyeliğine kör olup kadar iki uçağın neredeyse havada çarpışmasına neden olmasıyla hayatı tepetaklak olur.
Bir süreliğine işinden uzaklaştırılan Dylan, bir süre sonra her gün aynı saatte, aynı seslerin ve olayların birbirini tekrar etmeye başladığını fark eder. Giderek artan bu tekrarlar, onu her gün saat 2:22’de gizemli bir biçimde Grand Central Terminali’ne çeker.
Bir sanat galerisinde çalışan güzeller güzeli Sarah tesadüfen tanışan Dylan, onun da çarpışmak üzere olan uçaklardan birinin yolcusu olduğunu öğrenir. Sarah ile karmaşık bir ilişkinin içine sürüklendikçe geçmişin döngüsünü kırıp, zamanın kontrolünü yeniden eline alması gerektiğini fark edecektir. Daha Fazlasını Oku